Tekrar meseleye dönecek olursak, yapılan işlerin büyüklüğü nispetinde hata yapmamak da o nispette zordur. Ne var ki her zaman hataları aza indirmek de mümkündür ve bunun da kendine göre yolları vardır; en başta, yukarıda da ifade edildiği gibi, akıl ve havass-ı selime dediğimiz eşya ve hâdiseleri algılamamıza yardımcı olan duygularımızla beraber Kitap, Sünnet ve peygamberlerden tevârüs ettiğimiz doğru haberler de ilmin diğer sebepleridir. Dolayısıyla ancak bu üçü bir araya getirilip harman edildiği zaman, bilgilerin en sağlamına ulaşılmış olur. Bu itibarla böyle bir bilginin elde edilmesi için tecrübeler ve aklın muhassalası alınıp değerlendirilmeli; Kitap, Sünnet çok iyi bilinmeli ve çok iyi süzülmeli; kalbler, onlardan sağlanacak vâridâta hazır hâle getirilmeli ve insan, o saf hisleri ile Cenâb-ı Hakk’a yönelmeli; yönelmeli ve “Allahım, beni yanıltma, vâridâtınla gönlümü donat ki isabetli karar verebileyim.” deyip dua etmelidir. Aksine, eğer biz ilhama kapalı, tecrübeden anlamıyor Kitap ve Sünnet’e de yabancı isek, hiçbir zaman eğri-büğrü yaşamaktan kurtulamayız.