İçeriğe geç

Hz. Ömer (radıyallâhu anh) devrinde mescidde sürekli ön saflarda yerini alan bir genç vardı. Bir gün Hz. Ömer bu delikanlıyı görmemişti. Sonra nerede olduğunu sorunca araştırdılar ve işin hakikatini anladılar. Meğer mescide gelip-giderken bir fettân, bir âlüfte, bu bekar delikanlının önünü alıyor, onun ruhuna girmek istiyor. Nihayet bir gün bir bahane ile kadın, genci içeriye alıyor. Uygun olmayan şeyler teklif ediyor. Delikanlı ise tam bu tehlikeli zeminde kaymakla karşı karşıya iken bakıyor ki dilinde bir şey terennüm edip duruyor. Dikkat ettiğinde bunun, إِنَّ الَّذِينَ اتَّقَوْا إِذَا مَسَّهُمْ طَۤائِفٌ مِنَ الشَّيْطَانِ تَذَكَّرُوا فَإِذَا هُمْ مُبْصِرُونَ“Onlar ki takva dairesi içinde yaşarlar; kendilerine şeytandan bir tayf, vesvese geldiği zaman hemen Allah’ı hatırlar ve gözlerini hakka açarlar.”9 ayeti olduğunu fark ediyor ve Cenâb-ı Hakk’ın kendini yalnız bırakmadığını anlıyor.10

Hz. Yusuf (aleyhisselâm) gibi11 Rabbin burhânına şahit olduğu için de hemen orada düşüyor ve ruhunu Allah’a teslim ediyor. Götürüp gömüyorlar. Hz. Ömer (radıyallâhu anh) kalkıp gidiyor; mezarının başında ona hitaben: “Allah’ın huzuruna çıkacağından tir tir titreyen ve ödü patlayan kimseye iki cennet vardır12 delikanlı!” diyor. O anda birdenbire herkese âdeta dilini yutturacak bir ses geliyor mezardan: “Ya Ömer! Rabbim bana senin dediğinin iki katını bahşetti.”

Şimdi bu misallerde de gördüğümüz gibi toplum inanç ve amel itibarıyla bir bütünlük kazanmış ve bunun neticesi oto kontrol yani her ferdin kendi nefsini kontrol etmesi sağlanmıştı. Artık o toplumda hiçbir fert, yaşadığı içtimaî ortama zarar verme hakkını kendinde görmüyordu. İşte bu anlayıştaki kişilerin oluşturmuş olduğu toplumda sosyal adalet kendiliğinden tahakkuk ediyordu.

8