İçeriğe geç

Sosyal adalet, toplum katmanları arasında çeşitli alanlarda ahengin tesis edilmesi demektir. Meselâ; toplum fertlerinin gelir seviyeleri eşit olmasa da, aralarında korkunç uçurumun olmaması, iktisadî sahadaki; herkesin hür iradesi ile sistem içinde seçme ve seçilme hakkına sahip olması, idarî alandaki; amir-memur, esnaf-işçi vb. vasıflara bakılmadan kanun karşısında herkesin eşit olması, adlî sahadaki sosyal adaletin göstergeleridir. Örneklerini verdiğimiz ya da vermediğimiz alanlardaki dengesizlikler, elbette toplumda anarşi ve kargaşalara yol açacak, zengin-fakir, ezen-ezilen, aristokrat-sefil gibi kamplaşmaları beraberinde getirecektir. Bugünkü Batı dünyasının manzarası, zikrettiğimiz bu çerçevenin dışında değildir. Hatta onların sistemleri ile idare edilen İslâm ülkeleri de bu kategoriye maalesef dahil bulunmaktadır.

Bu kısa girişten sonra, soruda bahsedilen İslâm’ın sosyal adalet adına getirmiş olduğu esasları bütünüyle ele almak, takdir edersiniz ki bir sohbetin çerçevesini çok çok aşan bir husustur. Bu konuda öteden bu yana müstakil eserlerin yazıldığını –ki yukarıda temas etmiştik– nazara alacak olursanız, beni mazur görürsünüz umarım. Onun için, sosyal yapı adına bazı nirengi noktalara Asr-ı Saadet örnekleri ile temas ederek, bahsini ettiğimiz o bütünlüğe işaret etmekle, soruya cevap vermeye çalışayım.

2