Bu açıdan, bir kısım Amerika yerlilerinin de bu milletten olabileceklerini düşünebiliriz. Evet, onların medenî durumları, kültürleri derinlemesine araştırılınca, bu bölgede yaşayan insanlarla aralarında çok ciddî benzerliklerin olduğu görülecektir.. evet, atalarımızın, gündelik hayatlarının vazgeçilmez unsurları olan çardak, çadır, beygir vs. gibi unsurların hemen hepsini Kızılderililerde görmek de mümkündür. Hatta bundan da öte, aynı bölgeyi paylaştığımız Hint halkıyla bile bir göbek bağımız ve yakınlığımız olabilir.
Bir diğer taraftan İslâmiyet, Anadolu’ya, bir Müslüman Türk devleti olan Selçuklular döneminde alperenler tarafından neşredilmiştir. Fakat bunlar, asıl kendilerinden sonra gelecek olan Osmanlılara bir köprü vazifesi görmüşlerdir. Çünkü Selçuklular, Haçlılarla mücadeleden başlarını kaldıramamış ve yüz küsur seneyi aşkın bir zaman, hep ömürlerini Haçlılarla boğuşmakla geçirmişlerdir. Osmanlılar ise, bir taraftan Anadolu’da, bir taraftan da Balkanlarda yumuşak bir anlayış ve aynı istikametteki uygulamalarıyla, İslâmiyet’i o bölgelerin büyük çoğunluğuna kabul ettirmişlerdir.
Meseleye farklı bir zaviyeden bakacak olursak; Türklerin o dönemde, bir kısım tüccarlar vasıtasıyla ta Avustralya’ya kadar girdiklerini söylemek mümkündür. Ve yine o dönemde Japonya’ya bile insan göndermişlerdir. Gerçi hicretin 40-50. seneleri arasında Haccac-ı Zalim döneminde Müslümanlar Hindistan’a kadar girmişlerdi; ama, asıl Hindistan’da Müslümanlığa fevc fevc dehalet ve ta Pasifiklere yayılması, yine Osmanlı tüccarları vasıtasıyla gerçekleşmiştir ki, bugün bile onların izlerini bulmak mümkündür.