İçeriğe geç

Buna göre, Cenâb-ı Hak, bir insanın iradesini hangi yöne sarfedeceğini ezelî ilmiyle bildiği için, ona göre programlamakta, mevsimi gelince de kul iradesini öyle yönlendirdiğinden Allah da irade edilen şeyi yaratmaktadır. Bunlardan birincisine kader, ikincisine de kaza diyoruz. Eğer Cenâb-ı Hak “atâ-yı ilâhî”si ile kader planında takdir buyurduğu şeyi bozmaz ve değiştirmez ise, o şey aynıyla hayata geçer.. ve kul müspet şeylerle sevap, menfî hususlarla da günah kazanır.

Şimdi bu kısa ve öz bilgilerden sonra soruya dönecek olursak; diyelim ki bir insan iradesiyle, isteyerek sigara ya da içki içti. Bunun neticesi olarak da kansere yakalandı. Şimdi hata kaderde mi, yoksa neticesi tıp ilminin verdiği verilere göre yüzde 97-98 kanser olan zararlı bir müskiratı iradesiyle içen insanda mı? Elbette insanda. Bu açıdan, sağlığa zararlı yiyecek ve içecekleri kullanmaktan, dengeli beslenmeye, abur cubur her şeyi yemekten, perhize dikkat etmeye varıncaya kadar herkes iradesini kullanarak sağlığına zarar verecek şeylerden kaçınma mecburiyetindedir. Koruyucu hekimlik şartlarına riayetsizliğin cezası olarak hastalanan insanın kadere taş atması, “Kaderim böyleymiş.” demesinin İslâmî nasslar açısından izah edilir bir yönü yoktur.

Ayrıca o insan, dünyada elem, ızdırap çekmesi, acılar içinde kıvranması ve daha sonra sıhhatine kavuşma yolunda milyonlar, milyarlar harcayarak hastane hastane koşmasının yanında, ahirette kevnî kanunlara riayet etmemenin hesabını Allah’a verebilir. Bu konuda dindar olanla olmayan, Allah’a imanı, itminanı tam olanla yarım olan arasında fark yoktur. Zira “şeriat-ı fıtriye” kuralları kim olursa olsun herkes için geçerlidir. Onun kurallarını anlayıp yaşayanlar iyiliklere, anlamayan ve yaşamayanlar da ettiklerine maruz kalırlar.

Hâsılı, soruda bahsedildiği şekliyle bir kader anlayışı İslâm’ın temel öğretilerine zıt bir anlayıştır…

2