İçeriğe geç

Bu bir menkıbedir ve o makamı ihraz etmiş insanlara mahsus bir televvündür. Bu yönüyle o makamda bulunmayan insanları bağlayıcı bir yönü de olamaz.

Ancak böyle bir noktada şu denilebilir, insanın, Allah’ı (celle celâluhu) düşünmeden bir şeye karşı duyduğu sevgi, sonunda kendi başına gaile olabilir. Bu, evlâd ü ıyâl, mal-menal, arkadaş, hatta mürşit sevgisinde de böyledir. Mü’min, bir denge insanıdır. Her şeyde olduğu gibi sevgide de dengeyi gözetmesi gereklidir. Ne güzel der Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Sevdiğin kişiyi ölçülü sev. Gün gelir düşman olabilir. Buğzettiğin kişiye de ölçülü buğzet. Gün gelir o, dostun olabilir.”

Hâsılı, Allah’ın fıtratımıza dercetmiş olduğu sevgi melekesini önce bir noktada toplamalı ve O’na tevcih etmeliyiz. Sonra da O’ndan ötürü O’nun bütün mahlukatına.

3