Sözün buraya kadar olan kısmını, bundan sonra söyleneceklere bir mukaddime, bir girizgâh kabul edebilirsiniz. Milletçe eğitim problemlerimizi çözmek ve topyekün insanlığın kültür hayatına kendi kültür zenginliğimiz ve medeniyet telakkimizle katkıda bulunma mecburiyetindeyiz. Bu arada üniversite ve ciddî araştırma merkezlerinin kurulması da çok önemlidir. Buralarda istihdam edilecek ilim adamları, ilim adına bugüne kadar söylenen her şeyi yeniden sorgulayacak ve ilmi bir kere daha yorumlayacaklardır ki bu yapılamadığı takdirde, düalizmden kurtulmamız mümkün değildir.
Bu son cümleyle bilhassa şuna işaret etmek istiyorum: Günümüzde mevcut pozitif ilimler hemen bütün şubeleriyle, Batı materyalizmine dayanır. Batılıya göre madde esastır. İlk patlama ve termodinamik prensipleri, tartışılmaz doğrulardır. Tabiî bu arada bizler, din adına bunları aşarak bir şeyler söylerken, meseleleri, tıpkı bir yamalı bohça gibi takdimden kendimizi kurtaramıyoruz. Sızıntı, Zafer, Sur gibi mecmualar bu mevzuda büyük hizmetler görmüşlerdir. –Allah sa’ylerini meşkûr ve arkalarındaki insanlara da sınırsız sevaplar lütfeylesin!–
Ne var ki şu realiteyi de görmezlikten gelmek doğru değildir. Yapılan değerlendirmeler Batılının ilim anlayışıyla senteze gidilerek yapılmakta ve bu da ister istemez sun’î olmaktadır. Oysaki beklenen gerçek değerlendirme bu değildir. Ve ne acıdır ki, henüz o seviyeye ulaşılamamıştır. Çünkü bizim okuduğumuz fen ilimleri henüz bizim kriterlerimiz açısından sağlam bir blokaja oturtulamadı.