İçeriğe geç

Bu tür insanlar, öteden beri bilgi, düşünce ve fikir hayatlarıyla hep içinde bulundukları çağları birkaç asır geriden takip edegelmişlerdir. Ve zannediyorum, ileride bu kabîl kimselerin sayısı daha da kabaracaktır. Zira çağın bilgisayar, kompüter ve ilim buudlu süratine pek çoklarının ayak uydurması zor olacaktır. Oysaki aydınlık gelecek adına temel esaslara sadakatin yanında inkılâpçı ruhlara ihtiyaç var. Böyle bir ruhtan mahrum olanlar, gelecekte ya dökülüp elenecek ya da başkalarını engelleyeceklerdir. Elbette ki, onların imanları, Cenâb-ı Hak’la olan irtibatları ve davaya bağlılıkları önemlidir ama, yine de söz konusu durumlarından dolayı onlara “gerici” demek en uygunudur.

Ehl-i dünyanın, şeytanın konuşturmasıyla hakkımızda söyledikleri bazı şeylerin kanaatimce bir mahmili olmalı. Evet, bizim içimizde biraz evvel arz ettiğim ölçüler çerçevesinde, Kitap’tan Sünnet’e, ondan müctehidîn-i izâmın safiyane içtihadlarına ve ondan da çağımızın rehberinin prensip ve düsturlarına uzanan çizgide sabit-kadem olma mahfuz, inkılâpçı olamayan ve bir kısım değişikliklere hazırlıklı bulunmayan bir hayli mürteci ruh var.

Ehl-i dünya, şeytanın iş’arıyla bunu hissediyor olmalı ki; durmadan, hakikî Müslümanlar’a olmasa bile, bize “gerici” deyip duruyor. Ölçüyü yine Bediüzzaman’dan alalım, diyor ki: “Ben, içimde çok az dahi olsa ihlâsa münafi bir şey hissedince, ehl-i dünya keşif ve keramet ölçüsünde bir duyarlılıkla beni ta’zir ediyorlar…”2 Evet, ehl-i dünya kendi anladığı mânâda bize “gerici ve yobaz” derken, tepeden tırnağa haksızdır ve bize zulmetmektedir. Ancak, meseleye bir de kendi gerçek kriterlerimizle bakınca, onların o ifadelerinde, bir doğruluk payının olduğu da muhakkaktır.

3