İşte burada, kötülükle, iradenin meyli arasına Cenâb-ı Hakk’ın lütuf ve ihsanı giriyor ve ferdi, kötülüğe meyletmekten kurtarıyor. Şu kadar var ki, Hz. Yusuf hakkında söylenen “O bizim ihlâs sahibi kullarımızdandı.”72 ifadesi, gösteriyor ki, Cenâb-ı Hakk’ın lütuf ve ihsanını celbeden Hz. Yusuf’un ihlâsıdır. Bu mânâyla irtibatı bakımından Efendimiz’in şu mübarek sözleri de çok mânidar ve çok mühimdir; O, şöyle buyurmaktadır:
“Dikkat edin, bedende bir et parçası vardır; o iyi olduğunda bütün beden iyidir. O bozulduğunda da, bütün beden bozulur. Dikkat edin, o kalbtir.”73
Evet, kalbin ihlâsa ermesi ve Cenâb-ı Hakk’a karşı muhabbetle, saygıyla dolup taşması, üst üste kavisler hâlinde gelen belâları defetmeye bir vesile ve vasıta sayılmaktadır.
Yine Buhârî’nin rivayet ettiği bir hadiste, Efendimiz, bir dualarıyla, her şey gibi fiilleri yaratanın da Allah olduğu hususunu dikkatle hatırlatır. Bilhassa sabah namazlarında bazı imamların iftitah duası olarak okudukları bu duanın bir bölümü şöyledir:
“Allahım, Senin verdiğini geri çevirecek yoktur; Senin menettiğini de verecek.. Senin yanında iltimas olmaz. Bütün şeref Senindir ve Sendendir.”74
Görüldüğü gibi, Allah’ın verdiği hükmü ve Allah’ın kazasını hiç kimsenin geriye çeviremeyeceği, bu duada talim edilmiş bulunuyor. Öyle ise, bize düşen sadece bir meyildir ve bir yöneliştir.
Dipnotlar
- 72 Yûsuf sûresi, 12/24.
- 73 Buhârî, îmân 39, büyû’ 2; Müslim, müsâkat 107.
- 74 Buhârî, ezân 155; Müslim, mesâcid 137-138.