Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) şahsına yapılan bu tenbih, bütün kader tarikindeki inhiraflara karşı bir tenbihtir. Evet, eğer Rabbin dileseydi onların hepsini hidayete erdirirdi ve herkes de secdeli olurdu. Vicdanı apaydın olan bu insanlar iman ve İslâm’la huzur bulur ve kulluk şuuruna ererlerdi. Ama meşîet bu istikamette taalluk etmediği için böyle olmadı.
e. وَأَنْزَلْنَۤا إِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ الْكِتَابِ وَمُهَيْمِنًا عَلَيْهِ فَاحْكُمْ بَيْنَهُمْ بِمَۤا أَنْزَلَ اللّٰهُ وَلَا تَتَّبِعْ أَهْوَۤاءَهُمْ عَمَّا جَۤاءَكَ مِنَ الْحَقِّۘ لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنْكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجًاۘ وَلَوْ شَۤاءَ اللّٰهُ لَجَعَلَكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَلٰـكِنْ لِيَبْلُوَكُمْ ف۪ي مَۤا اٰتَاكُمْ فَاسْتَبِقُوا الْخَيْرَاتِۘ إِلَى اللّٰهِ مَرْجِعُكُمْ جَم۪يعًا فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنْتُمْ ف۪يهِ تَخْتَلِفُونَۙ
“Ey Habibim! Kur’ân’ı önce gelen kitabı tasdik ederek ve ona şahit olarak gerçekle sana indirdik. Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet. Gerçek olan sana gelmiş bulunduğuna göre, onların heveslerine uyma. Her biriniz için bir yol ve yöntem kıldık. Eğer Allah dileseydi sizi bir tek ümmet yapardı. Fakat O’nun size verdiği sizi denemek içindir. O hâlde hayırda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirir.”27
Evet, eğer Rabbimiz dilemiş olsaydı insanların hepsini tek millet ve tek ümmet kılardı. Fakat meşîet-i ilâhiye bunun böyle olmasını değil de, insanların ayrı ayrı milletler olmasını diledi. Onun için de insanlar ayrı ayrı milletler ve ümmetler hâlinde zuhur ettiler…
Devletlerin hâkimiyeti, hâkimiyetlerinin devamı ve bu devletlere hâkim olan ve onları temsil eden şahısların el değiştirip durması da tamamen ilâhî dilemeye ve meşîete bağlıdır. Bunu gösteren âyet ise şöyle:
Dipnotlar
- 27 Mâide sûresi, 5/48.