Dördüncü Bölüm Kaderle İlgili Soru Ve Cevaplar
Cevap: Bu sözler, Yaradan’ın yarattıklarıyla, hususiyle insanla olan mukavelesine ait bir kısım sözlerdir ki bu mukavelede: أَلَسْتُ بِرَبِّكُمْۘ“Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye sorulur. Karşılığında da: بَلٰى“Evet, Rabbimizsin!”1 cevabı alınır.
Bu meselenin iki yönü vardır:
1. Bu soru kime ve nasıl sorulmuştur?
2. Ne zaman sorulmuştur?
Birinci şık itibarıyla, birkaç mülâhaza arz edilebilir.
a. İnsan henüz hiçbir şey değilken “var olma” emrini alması ve onun da bu emre, “evet” demesi ki; tekvînî mahiyette bir soru-cevap ve bir mukavele sayılır.
b. İnsan atomlar âleminde, hatta bu âlemin de ötesinde parçacıklardan ibaret iken, her şeyi bir kemale doğru sevk edip terbiyeye tâbi tutan Rabbülâlemîn, bu parçacıklara insan olma şevkini duyurarak, o istikamette onlardan bir söz ve misak almasıdır ki, bu da, her zerrenin kendi takatinin çok üstünde, Kafdağı’ndan ağır yükleri omuzlayarak, Rabbin “var etme” teklifine “evet” demesinden ibaret sayılabilir…
Bu iki şekilde cereyan eden “soru-cevap” veya “teklif ve kabul” söz ve beyanla değil gibidir. Buna binaen bir kısım tefsirciler bu mukaveleye istiare-i temsiliye tarikiyle yapılmış bir mukavele nazarıyla bakmışlardır. Yani, sanki öyle denilmiş, öyle cevap verilmiş ve öylece hukukî kıymeti haiz bir sözleşme kabul edilmiş; yoksa, beyanla ve yazışma ile yapılmış bir akit değildir.
Aslında, bin bir çeşit hitap ve bin bir çeşit cevap sahibi Rabbin, “hitap ve cevap” indeksini (fihristini) nazara almadan böyle bir hükme varmak, tekellüften salim olamaz. Buna da yeri gelince temas edeceğiz.
Dipnotlar
- 1 A’râf sûresi, 7/172.