İçeriğe geç

Evet, ilâhî meşîeti, istenen ölçüde anlamak da belli bir seviye işidir. Bu seviyeyi yakalayamayanların “meşîet” meselesini anlayıp idrak etmeleri imkânsız denecek kadar zordur. Zaten bütün peygamberlerin, içinde yaşadıkları toplumlarla çatışmaya düştükleri hususlardan birisi de bu meseleyi o toplumların anlayamamaları değil mi?

Kur’ân-ı Kerim’de yüzlerce âyet, “meşîet”i değişik vecheleriyle peygamberler ve kavimlerden misaller vererek izah etmektedir. Kur’ân’a göre bu konunun itikadî, tasavvurî ve amelî pek çok buudları vardır. Hz. Nuh (aleyhisselâm) da bu konuda ayrı bir misaldir. Kur’ân Hz. Nuh’a başkaldırmış bir cemaati, onun tehditlerini hafife alanları bizlere anlatırken der ki:

l. قَالُوا يَا نُوحُ قَدْ جَادَلْتَنَا فَأَكْثَرْتَ جِدَالَنَا فَأْتَنِا بِمَا تَعِدُنَۤا إِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِق۪ينَ

“Dediler ki: ‘Ey Nuh, bizimle mücadele ettin. Hem bizimle mücadelede çok ileri gittin. Eğer doğrulardan isen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyi getir!”39

Bunun üzerine Hz. Nuh onlara şu karşılığı verdi:

قَالَ إِنَّمَا يَأْت۪يكُمْ بِهِ اللّٰهُ إِنْ شَۤاءَ وَمَۤا أَنْتُمْ بِمُعْجِز۪ينَ ۝ وَلَا يَنْفَعُكُمْ نُصْح۪يۤ إِنْ أَرَدتُّ أَنْ أَنْصَحَ لَكُمْ إِنْ كَانَ اللّٰهُ يُر۪يدُ أَنْ يُغْوِيَكُمْۘ هُوَ رَبُّكُمْ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَۘ

“Ancak Allah dilerse onu başınıza getirir, siz O’nu âciz bırakamazsınız. Allah sizi azdırmak isterse ben size öğüt vermek istesem de faydası olmaz. O sizin Rabbinizdir. O’na döndürüleceksiniz.”40

İşte bu ifadeleriyle Hz. Nuh, Cenâb-ı Hakk’ın dilemesinin her şeyin üstünde olduğu hakikatine işaret ediyor ve kavmine şöyle demek istiyordu:

81