Her şeyin bittiği ve tükendiği yerde “Ey Rabbim!” dediğiniz an, O’nun, içinize inşirah hâsıl edecek mübarek “Lebbeyk!” sesini duyacağınıza itimat edin.Kapısının tokmağına dokunduğunuz an sizi bağışlayacağına itimat edin.Tevbe duygu ve düşüncesini hayat yolunun hiçbir noktasında aklınızdan çıkarmayın. Ebediyete uzanan bu yolda önünüze çıkacak pek çok gaile, pek çok dehşet salıcı manzara olacaktır. Cennet’te, Rabbinizin cemalini göreceğiniz âna kadar o kadar korkunç şeylerle karşı karşıya kalacaksınız ki tevbeniz, bütün bunlar karşısında sizin için bir rehber olacaktır. Hayatınızın belli safhalarında, günah işledikten sonra O’na dönmenizi ifade eden “Tübtü ilallah” yani “Allah’a tevbe ettim, O’na yöneldim.” sözleriniz karşınıza çıkacak ve bu karanlık yolda size ışık tutacaktır. Böylece her vadide nebilerin soluklarını duyacak, kendinizi yalnız hissetmeyeceksiniz:Âdem hata işledi. Cibilliyet-i beşeriyede (insanın tabiatında) vardı hata işlemek. Ama peygamber fetaneti ne yaptı?..
َقَ ااَلَ رَبَّـنَا ظَلَمْ نَآ اَنْـفُسَ نَا وَ اِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَـنَا وَ تَـرْ حَمْ نَا لَـنَـكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِ ر۪ ين
“Rabbimiz, nefsimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz, merhametinle muamelede bulunmazsan hüsranda olacağız.”
(A’râf Sûresi, 7/23) Âdem, bamteline dokunmuştu… Gufranın kapısını güzel çalmıştı... Rahmete iltica etmesini güzel bilmişti… O, Allah’ın Tevvâb (tevbeleri çokça kabul eden) ve Rahîm olduğunu görmüş, nübüvvetin yüksek payesine yeniden yükselmiş ve kendisinden istenen vazifeyi yapmıştı. Kelîmullah olan Hazreti Musa, kavgayı ayırırken hata ile bir darbe ile birisini öldürdükten sonra,
قَالَ رَبِّ اِنّ۪ى ظَلَمْ تُ نَفْس۪ ى فَاغْفِرْ ل۪ى