İçeriğe geç

rehber etmeseniz, o yolda bir müddet yürüseniz dahi bir gün inhiraf eder, yolundan ayrılır gidersiniz. Resûl-i Ekrem’e olan inancınız ve bağlılığınız, sünnet-i seniyesine ittiba ile olacaktır. O’nun arkasından ayrılmayacak, sünnetlerini terk etmeyecek, imam olduğunu bir an dahi hatırdan çıkarmayacaksınız. Öldükten sonra dirilmeye mi inanıyorsunuz?.. Delillerle, burhanlarla bu meseleyi takviye ettikten, aksine ihtimalleri kalpten ve kafadan silip attıktan sonra şayet amelle meselenin imdadına koşmaz iseniz bu dahi uzun ömürlü olmaz, silinir gider. İşte bu büyük nazarî hakikatin dahi amelî bir yönü vardır ve o hakikat, bu amelî yönüne dayanarak yaşayacaktır. Haşre, öldükten sonra tekrar dirilmeye dair inancı takviye edip güçlendirecek olan şey, yapılacak salih amellerdir. Kur’ân, sık sık iman-amel beraberliğinden bahseder. İmanın ardından hemen amele vurgu yaparak bu ikisinin birbirinden ayrı olamayacağını salıklar:

ۙ َلَقَدْ خَلَقْنَا ااْلْ ِنْسَ انَ فٓ ۪ى اَحْ سَ نِ تَقْو۪ يمٍ ۘ ۝ ثُمَّ رَدَدْنَاهُ اَسْ فَلَ سَ افِل۪ين

۝ اِااَّلَّ الَّذ۪ ينَ اٰمَنُوا وَ عَمِلُوا الصَّ الِحَاتِ فَلَهُمْ اَجْ رٌ غَيْرُ مَمْ نُون

“Biz insanı en mükemmel sûrette yarattık. Sonra da onu en aşağı derekeye düşürdük. Ancak iman edip salih amel işleyenler müstesnadır. Onlara ise hiç eksilmeyen bir mükafat vardır.” (Tîn Sûresi, 95/4-6)Görülüyor ki, küfür ve dalalet gayyalarından kurtulup yüzünü Cenab-ı Hakk’a dönen bir insanın imandan sonra salih amel yapması şart koşulmaktadır. Mümin, salih amelle cehennemden kurtulur, cenneti kazanır. Salih amelle, kıyametin dehşet veren manzaralarından korunur. Salih amelle, kabrini cennet bahçelerinden bir bahçe hâline getirir.

56