Onlarca âyât-ı beyyinât bu husustaki birinci hükmü anlatmaktadır.
وَ اَنْ لَيْسَ لِااْلْ ِنْسَ انِ اِااَّلَّ مَا سَ عٰى
“İnsana amelinden başka ne vardır?!”Öyleyse siz, bütün kanaatlerinizi amelî durumla takviye etme mecburiyetinde olduğunuza inanacaksınız.Allah’a imanınız amelle takviye edilecek,Resûlullah’a imanınız, sünnet-i seniyesine ittiba ile takviye edilecek, Öldükten sonra dirilmeye olan inancınız salih amel sayesinde devam edecektir. Bu rehberi, bu kaideyi, bu esası ve bu rüknü bırakmayacaksınız. Birinci rüknünüz olarak bunlara sarılacaksınız. Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Mescide, Resûl-i Ekrem’i (sallallâhu aleyhi ve sellem) görmeye bir kadın gelmişti. Allah Resûlü’nün meşgul olduğunu görünce kadının derdini ben dinledim. Kadın şöyle dedi: ‘Ben bir hata işledim ve zina ettim. Bu zinadan bir çocuk dünyaya geldi. Bu ayıbımı örtmek için çocuğun da canına kıydım. Benim için bir kurtuluş, bir çıkış yolu var mıdır?’Ben, kadının bu sözlerinden çok memnun olmadığımı ifade ettim. Ona, Resûl-i Ekrem’in huzuruna böyle çıkmasının uygun olmayacağını da anlattım. Sonra namaz kıldık. O da bir tarafta kırık kalbiyle, mahzun gönlüyle namazını kıldı. Namazdan sonra Resûl-i Ekrem’in yanına sokuldum ve, ‘Ya Resûlallah! Bir zâniye, bir kâtile, peş peşe günahlar işlemiş bir mücrim geldi. Zina etmiş ve sonra doğan çocuğu da öldürmüş. Ben de ona, ‘Hiç bu hâlinle Resûl-i Ekrem’in yanına gelme!’ dedim. Allah Resûlü buyurdu ki: “Bi’se mâ kulte yâ Ebâ Hüreyre!” yani “Ne fena söz söyledin ey Ebû Hüreyre! Bilmiyor musun, Kur’ân, senin bu söylediğin günahları saydıktan sonra der ki;