İçeriğe geç

sahip olduğum şeyleri Allah yolunda verebilir miyim, terk edebilir miyim?” desin. Yok, dünya kalbine hâkim olacaksa, Allah’ı ona terk ettirecekse, yanlış bir yola girmeden, hayatta eğri bir çizgi çizmeden hemen dönüversin o yoldan, Allah’a dönsün ve Allah’a sığınsın. Kâfirin hayatı, dünya hesabına zikzaklarla doludur. Zira o tamamen dünyaya bağlıdır, onun hesabında Allah ve âhiret yoktur. Kur’ân-ı Mucizü’l-Beyan, hutbenin başında zikrettiğim âyet-i celile-i kerimesiyle, dünya mülküne, evlad ü ıyale ve servete sahip müminlerin, mâmeleklerinin, evlatlarının, servetlerinin icabında seve seve Allah, Resûlullah yolunda feda edildiğini ve edileceğini, edilmesi lazım geldiğini anlatıyor. Babalarınız diyor, kardeşleriniz diyor, evlatlarınız diyor, muaşerette bulunduklarınız, oturup kalktıklarınız, eşleriniz, aşiretleriniz ve kabileleriniz, dünya malınız, yok olup gitmesinden endişe ettiğiniz servetler, ticarî kazançlarınız… Bütün bunlar Allah’tan, Resûlullah’tan ve Allah yolunda cihattan daha sevgiliyse;

۪فَـتَـرَبَّصُ وا حَتّٰى يَاْتِـىَ اهللُ بِاَمْرِه

Bekleyin… Allah’ın emrinin geleceği ânı intizar edin. Allah’ın emrinin geleceği ânı…Mümine büyük ders vardır bunda. Kur’ân-ı Mucizü’l-Beyan mümine diyor ki: Allah’ın getireceği, senin beklediğin o gün gelmeden ne dünyadaki ticaretin ne Allah yoluna kendini verdiğinden ötürü ticaretindeki kesadın, işlerindeki aksama, dünya cihetinde bazı şeyleri kaybetmen ne evlat sevgisi ne aile sevgisi ne mal mülk ne bağ-bahçe sevgisi… Bunların hiçbiri sana mâni ve perde olmamalı. Bütün bunların ötesinde daima Allah’ı, Allah’ın cemalini ve O’nun rızasını görmelisin.

323