İçeriğe geç

lah Resûlü Ka’b’a seslendi. Bu gibi meselelerde bizim için bir düstur, bir kaidedir; daima aklı başında olana, insaflı olana hitap edilir, diğeri haklı görülür, böylece münakaşa kökünden halledilmiş olur. Resûlullah buyurur: – Ey Ka’b! Sen borcunun bir kısmından vazgeç. Bir taraftan da yarısından vazgeçmesi için eliyle Ka’b’a işarette bulunmaktadır. Allah Resûlü der de Ka’b yapmaz mı?Biraz sonra borçlu kimse kendisine terettüp eden miktarı öder. İkisi de boyun eğerek Allah Resûlü’nün huzuruna gelir.Kendini bulmuş insan için tatbiki istenen meseleleri yerine getirmek o kadar kolaydır ki Allah Resûlü’nün bir tek sözü kâfi gelir. Bununla beraber karşıdaki insan inatçı olsaydı Allah Resûlü’ne karşı gelecekti. Bu işin edebini, erkânını öğrenememiş kişi, huzurun edebini bilemeyecek ve hatası hem kendini hem de yakınlarını etkileyecekti. Evet, işte bu huzurun ebedini öğrenmiş, kendini bulmuş kimseler büyük işleri az bir güçle yapar, Allah’ın tevfikiyle umulmadık yerde Cenab-ı Hakk’ın yaratacağı muvaffakiyetlere, muzafferiyetlere mazhar olurlar. Meselemiz budur bizim: Kendimizi bulmak, sonuna kadar inanmak, tir tir titremek, Cenab-ı Hakk’ın bize teveccüh eden emirlerini ve fermanlarını alır almaz ânında ve harfiyen yerine getirmek… Bu ruh ve bu şuura sahip olursak her mesele çabucak halledilir. Bu ruhtan uzaklaşıldıkça bu milletin başına Hazreti Ömer’i de getirseniz netice değişmeyecektir. Resûl-i Ekrem de gelse evvela bu ruhu tesis etmeye çalışacaktır. Diğer meseleler ondan sonra gelir. Kendini bulmuş insanlardan biri de Bedir ashâbından Ebû’l-Yeser’dir. Bedir ashâbı, Hülefa-i Raşidin veya Aşere-i Mübeşşere gibi olmasa da sahabe-i kiram arasında önemli

260