İslam’ın aziz olduğunu bütün âleme duyurur. Bununla beraber kendini bulamamış, sürekli karşılarına yaptırımlarla çıkıp ihtarlarla, “Dur, öyle gitme, orası yanlış, burası doğru!” demek zorunda kalacağın bir cemaat ağır işleri yapamaz, büyük işlerin altından kalkamaz.Kendini bulmayla ilgili Allah Resûlü’nün Süheyb hakkında söylediği şu söz ne güzeldir: “Süheyb ne güzel kuldur; Allah’tan korkmasaydı bile yine de isyan etmezdi!”62Allah Resûlü, bu sözüyle yukarıda bahsettiğimiz hususa dikkatlerimizi çekiyor. O, gizlisi açığı bir olmanın sırrına ermiş, iki türlü yaşamadan kurtulmuş, gizli ve açık birliğine ulaşmıştır. Allah’ın Resûlü bizzat kendisi için “Allah’ım, gizlimi açığımdan daha iyi yap!” derse biz nasıl demeli, nasıl düşünmeliyiz, onu insaflıların insafına bırakıyoruz.Bir gün Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), saadet hücresinde dinlenmektedir. Mescidin bir köşesinde birbirleriyle münakaşa eden iki sahabinin sesini işitir. Her devirde insanlar arasında olagelen şeylerdendir ve gayet normaldir ama kendini bulmuş bir insana bakın ki nasıl hizaya geliyor.Bunlardan bir tanesi Uhud kahramanlarından ve Tebük hâdisesinde de geriye kalan, Kur’ân’ın tabiriyle “Muhallefîn”den olan Ka’b b. Mâlik’tir. Diğeri de yine çok şerefli bir sahabidir. Aralarında cereyan eden bir alışverişten ötürü tartışmaktadırlar. Ka’b alacaklı, diğeri de verecekli konumdadır. Allah Resûlü, saadet hücresinde bir müddet bu münakaşayı dinler ve biraz sonra da Ka’b’ın ifadesiyle perdeyi kaldırır, mübarek başını uzatır ve Ka’b’a seslenir: – Ey Ka’b!– Lebbeyk yâ Resûlallah! Emret ey Allah’ın Resûlü!Onlardan birisi muhakkak daha insaflıydı. Onun için Al-
Dipnotlar
- Fahruddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-ğayb 2/74; es-Suyûtî, et-Tedrîbü’r-râvî 2/175; Aliyyü’l-Kârî, el-Esrâru’l-merfûa s.372.