İçeriğe geç

sıra yolu camiye uğrayacak fakat aslında kalbiyle gelmeyecek. Yine zayıf bir hadisin şu ürpertici mealine dikkatinizi çekiyorum: “İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki Kur’ân bir vadide, onlar başka bir vadide olacaklar.”57Ümmetimin kendi kitaplarıyla alâkaları bulunmayacak. Kur’ân, din diye sokaklara dökülenler, sağı solu kırıp geçirenler… Fakat bu arada secdesiz başlar, utanmayan yüzler, terlemeyen alınlar, kirli gönüller, paslı vicdanlar, Allah’la münasebeti olmayan, Allah’tan kopmuş, kopuk kimseler… Bunların insanlığa vaat edeceği, getirdiği ve getireceği bir şey yoktur. Nefsimle beraber sizi sahabe ve tâbiîn olmaya çağırıyorum. Sahih hadiste Resûl-i Ekrem buyuruyor ki:

ْكَمَا تَكُونُوا يُوَ لَّى عَلَيْكُم

“Nasılsanız öyle idare edilirsiniz.”58Süt olursanız süt kaymağına sahip olursunuz; yoğurt olursanız yoğurt kaymağına sahip olursunuz. Taban ne ise tavan da odur. Temel ne ise kubbe de odur. Ben sizi sahabi olmaya çağırıyorum. İnsanlığın belli bir döneminde büyük davanın sahibi sahabi olmuştur. Ve üç asırdan beri yıkılan, maddesiyle manasıyla harap ve derbeder olan Müslümanlar, yeniden ayakları üzerine doğrulmayı düşünüyorlarsa ancak sahabe olarak doğrulacaklardır, ancak tâbiîn olarak doğrulacaklardır. Camideki cemaat, evindeki debdebeden rahatsız olmalı. Geceyi fasılasız uyumasından rahatsız olmalı. Namazı aksatmasından rahatsız olmalı. Namazı aksatıp da rahatsız olmamasından rahatsız olmalı… Camideki cemaate sesleniyorum:

241