İçeriğe geç

nırlar; bu ikisinin arasında bir denge tuttururlar. Onlar, Allah’la beraber başka bir tanrıya yalvarmazlar. Allah’ın muhterem kıldığı bir canı haksız yere öldürmezler. Zina etmezler. Kim de bunları yaparsa günahının cezasını bulur. Kıyamette, o büyük duruşma gününde O’nun cezası katmerli olur ve azapta, zillet içinde ebedî kalır. Ancak şu var ki dönüş yapıp iman edenler, güzel ve makbul işler işleyenler bundan müstesnadır. Allah onların kötülüklerini iyiliklere, günahlarını sevaplara çevirir. Çünkü Allah gafurdur, rahîmdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur).” (Furkân Sûresi, 25/63-70)Muhterem Müslümanlar!Yeryüzüne Allah’ın halifesi olarak gelen insan, Allah’ın isimlerine ayinedârlık yapma vazifesiyle gelen insan, bu yeryüzüne düşüşü yükselmek için fırsat hâline getiren insan, fıtratının gayesi, hilkatinin neticesi miraçla Allah’a yükselmek olan insan, ağırlığı, vakarı, azmi ve kararlılığı nispetinde Allah’ın tevfik ve inayetiyle, şu dert dünyasından kurtulacak, burada yanmadan, kavrulmadan, tükenmeden kurtulacak ve ebedî bir varlık kazanacak, ebedî varlığın sırrına erecektir.Azim ve kararlılık, insanımıza çok şey kazandıracaktır. Rabbimiz’in lütufları karşısında, onun emirlerine göre bir vaziyet alıp azim ve kararlılık içinde bulunma…Rabbimiz’in imtihanları karşısında azim ve kararlılık içinde bulunma… Rabbimiz’den gelen musibetler karşısında azim ve kararlılık içinde bulunma…Büyük bir davayı tekeffül edip omuzlarken onu sonuna kadar götürme azim ve kararlılığı içinde bulunma…Allah (celle celâluhu), bize eltâf-ı sübhaniyesini, ilahî lütuflarını azim ve kararlılık içinde bulunmamıza göre lütfeyleyecektir. Diğer bir ifade ile Dün başka türlü bugün başka türlü olan insanlar değil... Dün başka şekilde bugün başka şekilde yaşayan insanlar değil...

236