İnsanlığı kurtaracak tek şey azim ve kararlılıktır. Mümince davranışlar içinde bugün dünya karşısında mağlub olmuş insan kendisini de berbat etmiştir. Önünde koştuğu milletini de berbat etmiştir. Azmi ve kararlılığı sayesinde… Bu mevzudaki mukavemeti, dayanıklık göstermesi sayesinde… Nefsini aşması sayesinde… Solmayan ve ölmeyen bir şeyi milletine hediye edecektir. Keza devirlerin değişmesine göre değişmeyen, aynı hislere mütercim olan, aynı hakikatlere aşina ve aynı hakikatleri dile getiren, Rabbinin bülbülü olmaya çalışan, Hazreti Muhammed Aleyhissalatü Vesselam’ı anlatmaya çalışan, azimli ve kararlı insanlar milleti içine düştüğü çukurdan kurtaracaklardır. Şayet bir kurtarıcı bekliyorsa bu milletin, ruhta ve manada, kalpte ve cesette, kendisini kurtaracak insanlara ihtiyacı vardır. Bize huzurdan bahsetmeyin. Bize kendi huzurunuzu anlatın. Davranışlarınızla kendi huzurunuzu anlatın. “Millete huzur getireceğiz.” demeyin. Kendi huzurunuz adına bize bir şey gösterin. Millete doğruluktan ve istikametten bahsetmeyin. Doğruluk ve istikameti davranışlarınıza intikal ettirin. Bize iffetli olduğunuzu söyleyin ve aynı zamanda hâl ve hareketlerinizle bizi buna inandırın. Namus mevzuunda hassas olduğunuzu söyleyin ve inandırın. Şu âna kadar binbir çeşit yalan karşısında bin defa düşmüş, kalkmış; bin defa ümidi kırılmış bu milletin, bundan öte yeniden ümit vaat edilip de ümitlerin inkisara uğramasına tahammülü yoktur. Sahabi ve tâbiîn anlayışı ile milletin karşısına çıkın. Sahabi ve tâbiîn anlayışı içinde, tebe-i tâbiîn duruluğu, kalp safveti içinde millete ait meselelerin altına girin. Yükseldiğiniz makamlardan istifade etmek suretiyle makamlar mansıplar tedarik etmeye kalkmayın. Zira bu, sizin ortaya atıldığınız davada yalancı olduğunuza delalet eder.