İçeriğe geç

Dünden bugüne, bugünden yarına değişmeyen, aynı çizgide, aynı müstakim hat üzerinde hareket eden ve bütün davranışlarında Muhammedî, azimli ve kararlı olan insan kendini kurtarmış demektir ve ancak kendini kurtaran insandır ki, başkalarını da kurtarabilir. Kendini kurtaramamış bir insanın kurtarma adına yapacağı şeylerden başkalarına gelecek bir fayda da yoktur. Namazsız, niyazsız, ahlâksızlık içinde bulunan bir insandan kendi nefsine fayda gelmediği gibi başkalarına gelecek bir fayda da yoktur. Böylesi bir durumda meydana gelecek olan bir tek şey vardır, o da iç-dış farklılığıdır, yani nifaktır. İçinde mümin gibi görünme, bir kısım davranışlarında iman ve İslam istikametinde davranıyormuş gibi görünme… Kendini aşamamış, nefsinin esiri ve mağlubu bu insanın kararsızlığı ve ciddiyetsizliği her tavır ve davranışından dökülecektir. Binaenaleyh böyle bir insanın kendi milletine ve kendi vatanına getireceği bir hayır yoktur.Bir kurtarıcı bekliyorsanız bu, evvela arzularını aşmış, kendi nefsi için değil, milleti için yaşayan bir insan olmalıdır. Dünyaya sineğin kanadı ölçüsünde dahi değer vermeyecek kadar bu mevzuda centilmen, azimli ve kararlı durmalıdır. Hiçbir durumda tavrını ve vaziyetini değiştirmemelidir. Allah, kendisine nimet kapılarını açtığı, yığın yığın nimetleri başından aşağıya yağdırdığı zaman dahi vaziyetini değiştirmeyen, azim ve kararlılık içinde bulunan bu insan, şahsiyetiyle bütünleşmiş ve kendisini bulmuş demektir. Vaziyet değiştirmeyi düşünmez çünkü aradığını bulmuştur. Maveraya dair perdeler kalksa, binlerce âlem sinema şeridi gibi kendisine gösterilse onun imanında bir değişiklik olmayacaktır. Çünkü o, kendisini bulmuş, çünkü nefsinin irfanına ermiştir. O pencereden Rabbin marifetine bakıyordur. Gönlü, Allah marifetiyle dolu bulunuyordur. Azim ve kararlılık…

237