İçeriğe geç

“Hatırlarsın, sen ve ben bir gün Resûl-i Ekrem’in huzurunda oturuyorduk. Efendimiz, ikimiz hakkında bir şeyler söyledi ve sonra döndü, sana dedi ki: ‘Zübeyr! Bir gün Ali’nin karşısına çıkacaksın. O gün Ali haklıdır; sen haksızsın.”Zübeyr, elini başına götürdü, olayı hatırlamaya çalışıyordu. Neden sonra, “Eyvah, ben şimdi hatırladım onu; kusur bendeymiş!” dedi ve kılıcını kınına soktu, geldiği yere geri döndü.55Sahabi buydu işte! “Kâzimu’l-gayz” idi. Öfkesini yenen, yeri geldiğinde yutan insanlardı hepsi. Kin ve nefret, cehennemden ateş dalgaları hâline gelse, onu dilinde ve bağrında söndürecek kadar, bu mevzuda cesur ve kararlı idiler. İşte böylece toplumun birlik ve beraberliği bozulmuyordu. İçtihatlar oluyor ama Müslümanların birliği bozulmuyordu. Gelişigüzel birbirlerine hücum etmiyorlardı. Birbirlerine dil uzatmıyor, ayıp ve kusurlarını ortaya dökmüyor, birbirlerinin haysiyet ve namusuyla, gurur ve onuruyla oynamıyorlardı. Bir sahabi döneminin hayatımızda yeniden ihyasını düşünen bizler, bin derbederlik içinde bizler, bin perişaniyetin boğmaya çalıştığı bizler sahabi ruhuna havadan, sudan, ekmekten daha fazla ihtiyaç duyduğumuzu idrak etmişlik içinde, Rabbimizden diliyor ve dileniyoruz ki bizi o ruhla payidar eylesin.

İttifak ve vifakımızı bozmasın, bulandırmasın. Birliğimizi bozmasın. Müslümanları birbirine sevdirsin. İnanan insanlar arasında birlik ve beraberlik meydana getirsin. Âmîn.

25 Temmuz 1980, Merkez Camii, Bornova-İzmir

234