İçeriğe geç

tir. Ne kötü bir varış yeri ne fena bir yerleşim yeridir orası!” Rahman’ın o has kulları, harcamalarında ne israf eder ne de eli sıkı davranırlar; bu ikisinin arasında bir denge tuttururlar. Onlar, Allah’la beraber başka bir tanrıya yalvarmazlar. Allah’ın muhterem kıldığı bir canı haksız yere öldürmezler. Zina etmezler. Kim de bunları yaparsa günahının cezasını bulur. Kıyamette, o büyük duruşma gününde onun cezası katmerli olur ve azapta, zillet içinde ebedi kalır. Ancak şu var ki dönüş yapıp iman edenler güzel ve makbul işler işleyenler bundan müstesnadır. Allah onların kötülüklerini iyiliklere, günahlarını sevaplara çevirir. Çünkü Allah gafurdur, rahimdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur).(Furkân Sûresi, 25/63-70)Muhterem Müslümanlar!Müslümanların yolu sırat-ı müstakimdir. Sırat-ı müstakim Cennet’in yoludur. Sırat-ı müstakim, Hazreti Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), bütün enbiyadan sonra yürüdüğü büyük şehrahtır (selâmetli yoldur). Sırat-ı müstakimle matluba, maksuda ulaşılır; sırat-ı müstakimle Cennet’e girilir ve Cemalullah müşahede edilir.Sırat-ı müstakimden sapmaya ifrat ve tefrit diyoruz. O çizginin altında kalan da üstüne çıkan da sırat-ı müstakimden ayrılmış, Allah yolundan, Resûl-i Ekrem’in çiğnediği şehrahtan ayrılmış, meleklerin tahşidatı altında bulunan emin yoldan uzaklaşmış, sapkınlığa düşmüş demektir. Onun ehemmiyeti o kadar büyüktür ki Allah (celle celâluhû), günde kıldığımız namazların her rekâtında sırat-ı müstakimi dilemeyi bir vecibe olarak bize tahmil ve teklif buyurmuştur. Sırat-ı müstakim, bütün bir hayatın nabzı hâlinde atmaktadır. Sırat-ı müstakimden inhiraf eden nice kimse vardır ki inhiraf ettiklerini kendisi dahi bilmez. Bu kimselerin ne âhiret hesabına ne de dünya hesabına yaptığı şeylerin hayır adına vaat edeceği bir şey vardır.Aziz Müslümanlar!

183