Aziz Müslümanlar!Bütün bu örneklerde görüldüğü gibi kadınından erkeğine, gencinden yaşlısına ruhlarında mücadele aşkı uyarılan bir cemaat, hayatının en tatlı anlarını, huzuru Allah yolunda verdikleri mücadelelerde, o yolda katlandıkları meşakkatlerde arıyor. Döşeğinde geçirdiği rahat hayatı hayat saymıyor. Önüne kalkıp-inen sofraları hayat saymıyor. Rahat ve rehavet içinde geçirdiği hayatı hayat saymıyor. Mihnet ve meşakkat içinde geçirilen hayatı hayat sayıyor. Diğer türlü hayatı, hayattan daha ziyade ölüme yakın bir derbederlik ve perişaniyet kabul ediyor.Ashabın maruz kaldığından belki daha büyük binlerce felaket ve helakete maruz kalmış günümüz müminleri! Sizler de on dört asır öncesinin bu havasını çocuklarınızın ruhlarına işlemeye, onların mazi ile münasebetini temin etmeye, köksüzlüğe saplanmalarının önüne geçmeye mecbursunuz. Kimileri, “Nesillerin yetişeceği mektepler benimdir.” deyip onlara sahip çıkacaktır. Aksi takdirde sahip çıkmayışının hesabını veremeyecektir. Kimileri de birilerine bir şeyler anlatma, dini, imanı, milleti uğruna bir şeyler yapma imkânına sahipse bu imkânı değerlendirmediği takdirde Allah’ın huzurunda hesap vermekten kurtulamayacaktır. Sahip olduğu imkânları, gönülleri ölmüş bir milletin dinî hayatının ihyası uğruna sarf etmeyenler, âhirette yakalarını kurtaramayacaklardır. Hepiniz, derecenize göre sorumlusunuz ve hepiniz bir vazifeyle mükellefsiniz. Mesuliyetinizi yerine getirdiğiniz zaman inşallah hem dünyanızı hem de âhiretinizi mesut kılacaksınız. Allah dünya ve âhiretinizi mesut kılsın. Sizi aziz ve payidar eylesin!Âmîn.
18 Ocak 1980, Merkez Camii, Bornova-İzmir