İçeriğe geç

şehit düştü.” Bugün Bedir’in sinesinde, Bedir şehitlerinin arasında o çocuk haliyle yatmaktadır.Kureyş kabilesinin ve Mekke’nin ileri gelenlerinden Ebû Süfyan, Mekke fethine kadar Allah Resûlü’ne ve Müslümanlara düşmanlık yapmıştı. Her köşe başında İslam’ın ve onu tebliğ eden Resûlullah’ın karşısına çıkmış ve nihayet Mekke fethinde Müslüman olmuştu. Efendimiz’in vefatından sonra Raşit Halifeler Devri’ni idrak etti. Hazreti Ebû Bekir döneminde muhtelif vazifelerde bulundu. Hazreti Ömer zamanında bir gün bir münasebetle halifenin kapısında beklemekteydi. Ömer (radıyallahu anh) içeriye, bir zamanlar hakir gördükleri Bilal’i çağırıyor, Habbab’ı çağırıyor, Selman’ı çağırıyor, Kureyş’in bu ileri gelenlerini ise bekletiyordu. Aralarında Ebû Cehil’in kardeşi Hâris b. Hişam da vardı. Bu durum hoşlarına gitmeyince söylenmeye başladılar. “Biz burada kapının önünde bekliyoruz, o ise dün kapımızda çalıştırdığımız hizmetçileri ve köleleri çağırıyor.” diyorlardı. İçlerinden aklı başında olan biri onları ikaz etti ve: “Siz Resûlullah’ı terk ettiğiniz zaman onlar O’nun etrafındaydılar. Siz mal yığmaya çalışırken onlar servetlerini sarf ettiler. Siz yumuşak döşeklerde hayatın tadını çıkarırken onlar Mekke’yi terk edip Medine’ye gittiler; aile efradından mahrum kaldılar. Bana göre onların mertebesine yaklaşmanın tek bir yolu vardır, o da gidip Allah yolunda savaşmak ve onların derecesini elde etmektir.” dedi. Oradakiler o heyecanla cephelerde canhıraş mücadele verdiler… Bir gün Ebû Süfyan cephede, saplanan bir okla gözünü kaybedince: “Neye yararsın ki yetmiş sene sahibini göremedin.” diyecek kadar işin içindeydi artık. Bir başka misal de İbn Hişam’dır. Onu da Yermuk’ta sancağın dibinde görürüz. Yirmi beş bin kişilik İslam ordusu yüz binin üzerindeki bir orduyla kıyasıya savaşırken o da Resûl-i Ekrem’in bayrağını tutmaktaydı. Yanında yeğeni, Ebû Cehil’in oğlu İkrime de vardı. Dalgalar halinde gelen Bizans ordusu

21