lık noktaları dahi onun niyet ve düşüncesiyle aydınlatır, onu apaydın bir hayata ulaştırır.Binaenaleyh, Allah yolunda ve hayır istikametinde olan bir insanın hayatında karanlık bir nokta yoktur; gecesi, gündüz kadar aydındır onun. Hayatının her saniyesi senelerce ibadet hükmüne geçer. Zira bekâ istikametinde sarf edilen zamanın kısalığına-uzunluğuna bakılmaz; Allah’ın rızasına bakılır. Bir ân-ı seyyale, binlerce sene yaşamaya müreccahtır ve bu, ancak Hak yolunda olana müyesserdir. Diğer bir ifadeyle Allah’a iman şuuruyla bir an yaşamak, O’nu tanımaksızın binlerce sene yaşamaya tercih edilir.Bu itibarla insanların en akıllısı Allah’a inanıp hayatını âhirete göre düzenleyendir. Akıllarını irfan ışığıyla aydınlatan müminler en isabetli kararları vermiş, hayatlarını ebediyete çevirme yolunu bulmuş ve bu sayede ölümsüzlüğe ulaşmışlardır. Müslümanlığın çok iyi bilindiği devirlerde müminler bütün hayır kapılarını araştırıyorlardı. “Ben şu hayrı, şu hayrı yaptım ama ötesinde daha başka bir hayır var mı?” diyorlar, Resûl-i Ekrem’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) hayır yollarının çoğaltılması istikametinde müracaat ediyorlardı. “Namazı kılıyoruz, orucu tutuyoruz, zekâtı veriyoruz… Cennete gidebilmemiz için başka ne hayır tavsiye edersin yâ Resûlallah?” diyorlardı. Mevcuttan kaçmak için değil, mevcudun ötesinde, ebediyet yolunda yolculuklarını kolaylaştırmak, birlerini bin yapmak için tavsiye istiyorlardı. Talepler hep hayır istikametinde, hep Allah yolunda oluyordu. Bütün hayatı nurlandırma istikametinde âdeta bir yarış vardı aralarında. Onun için o devirde genç-yaşlı, kadın-erkek herkesin hayır istikametinde kendilerine engel olacak şeylere karşı ciddi bir tavır içinde olduğunu görürüz. Buna dair size birkaç misal arz etmek istiyorum: Büyük kadın Nesibe’yi birçoğunuz duymuşsunuzdur. Bu kadının hayatı hep mücadelelerle geçmişti. Efendiler Efendisi