dolduramazlar. Allah, peygamberine vaat ettiği şeyi yerine getirdi. Allah, kulu Hazreti Muhammed’e yardım etti. Ordusunu kuvvetli kıldı. Kâfir ordusunu Allah tek başına hezimete uğrattı.”Kulluktaki şu derinliğe bakın. Kâbe fethediliyor, “Hazreti Muhammed fethetti.” denmiyor. Allah Kâbe’yi fethetti. Kuluna verdiği sözü doğru çıkardı. Allah kuluna nusret verdi. Resûlullah, kendisinden ‘kul’ olarak bahsediyor. Zira O’nun en yüce payesi kulluktu. “Ben kulum” diyordu. Sultanlara taç giydireceği yerde kulluğunu anıyor, kulluğuyla görünüyordu. Zira büyüklerde büyüklüğün alâmeti tevazudur; küçüklerde küçüklüğün alâmeti büyük görünmektir. Kim aşağı bir mahlûk ise o büyük görünmeye çalışacaktır. Kim de yüce ise başı bulutlara kadar ulaşıyorsa o da küçük görünmeye çalışacaktır. Büyük kadın Âişe-i Sıddîka diyor ki: “Resûl-i Ekrem Mekke’ye girerken bir devenin sırtındaydı. Öylesine hicap içinde, o kadar iki büklümdü ki alnı neredeyse hayvanın sırtındaki eyerin kaşına değecekti.”34Evet, O Mekke’ye hicap içinde giriyordu. O, tavır ve davranışlarıyla, “Rabbim! Senin beytinin bulunduğu yere gururla girmekten yine Sana sığınırım.” diyordu.
ُنَصَ رَ عَبْدَ هُ، وَ أَعَزَّ جُنْدَ هُ، وَ هَزَمَ اأْلْ َحْ زَابَ وَ حْ دَ ه
Allah, ‘kul’una yardım etti, ordusunu kuvvetli kıldı ve bütün küfür ordularını O tek başına mağlup etti; hepsini hezimete uğrattı. “Hazreti Muhammed değil, orduları Allah hezimete uğrattı!” Mekke bu sözlerle inim inim inliyor; putlar baş aşağı devrilirken her sahabi bunu söylüyordu. Beytullah’ın her köşesinden bu ses yükseliyordu. Hazreti Ali bu sesle mest ve sermestti… Ömer, maşukuna kavuşmuş olmanın heyecanı içinde bu sesle mest ve sermest idi.
Dipnotlar
- İbn Hişâm, es-Sîratü’n-nebeviyye 5/63; Ebû Ya’lâ, el-Müsned 6/120