zimamında da köleyi görseler.” Ömer’in canı, bu teklife çok sıkıldı ve şöyle cevap verdi:
ُنَحْ نُ قَوْ مٌ أَعَزَّنَا اهللُ بِاإْلْ سْ اَلَ مِ فَإِنْ اِبْتَغَيْنَا الْعِزَّةَ بِغَيْرِهِ أَذَلَّنَا اهلل
“Allah bizi İslam diniyle aziz kıldı, bunun dışında bize gelecek izzete kapımız kapalıdır.” Bunun üzerine kumandanlar, içlerinden şöyle geçiriyorlardı: “İnşallah Mescid-i Aksa’ya yaklaşınca deveye binme sırası Ömer’e gelir.” Ne var ki tam Mescid-i Aksa’ya yaklaştıkları sırada Ömer deveden indi ve hizmetçisi bindi. Bir tarafta bu tablo yaşanırken diğer tarafta binbir heyecan içinde elinde anahtarları tutan mescidin görevlileri vardı. Boyunlarında istavrozlarıyla, saçlarını, sakallarını manastırda bembeyaz etmiş ruhanîler Ömer’i beklemekteydi. Ellerindeki kitapları didik didik etmiş rahipler vardı.Uzaktan Hazreti Ömer’in, hizmetçisinin bindiği deveyi çeke çeke yürüyüşünü ve üzerindeki on dört yerinden yamalı elbiseyi görünce dediler ki: “Kitaplarımızda biz bunu böyle gördük. Mescid-i Aksa’nın anahtarlarını alacak kişinin hizmetçisi bineğin üzerinde olacak ve kendisi de onu yedecek. Sırtındaki elbisenin on dört yaması bulunacak. Kitaplarımızda biz bunu böyle gördük.” Ve anahtarları Hazreti Ömer’e teslim ettiler. Neden tehâlük gösteriyorsunuz? Neden heyecanlanıyorsunuz? Mescid-i Aksa Ömersiz fethedilmez! Ne zannediyorsunuz? Allah orayı Ömer’e fethettirdi. Onun anahtarlarını, Mescid-i Aksa’ya kadar devesine hizmetçisiyle birlikte dönüşümlü olarak binen Ömer’e teslim ettirdi. Sırtına on dört yerden yamalı hırka giyen Ömer’e teslim ettirdi. Ömersiz Mescid-i Aksa’ya gidecekseniz boşuna yorulmayın. Onu bir kere daha fethedecekse Ömer fethedecektir.Selahaddin Eyyubî… Tıpkı Hazreti Ömer gibi, Mescid-i Aksa’nın boynundaki esaret zincirlerini bir kere daha kıran