İçeriğe geç

Devletler, hâkim olduk, muvaffak olduk derlerse, zaferin doruğundayken güç sarhoşu olur ve bundan dolayı rehavete girerlerse, tevazuu geri plana atarlarsa, insanları kendilerine kul köle ederlerse, Kanuni Süleyman devrini yaşasalar dahi, Allah onları baş aşağı getirir, ikballerini idbara çevirir.

İnsan, tevazuu nispetinde yükselir, yüzünü yere indirdiği nispette aziz olur. Allah’ın vahyi, yüzü yerde, başı secdede yüce bir kâmete gelmiştir. Ve o vahyi, devlet hâlinde tatbik sahasına koyan ve devletleri yutabilecek büyük vakumu meydana getiren yine mütevazi kametler, yüzü yerde olan kametlerdir.

İslam âleminin içinde sürekli kanayan bir yara olan Beyt-i Makdis de işte böyle yüzü yerde insanlar tarafından fethedilmişti. Yıllardan beri boynu bükük, Resûl-i Ekrem’in Miraç merdiveni Beyt-i Makdis…

ِااَلَ تُشَ دُّ الرِّحَالُ إااَّلَّ إِلَى ثَاَلَ ثَةِ مَسَ اجِ دَ ، اَلْمَسْ جِ د

الْحَرَامِ وَ مَسْ جِ دِ ي هَذَا وَ الْمَسْ جِ دِ اأْلْ َقْصَ ى

(“İbadet için) sadece şu üç mescide yolculuk yapılır: Mescid-i Haram, bu benim mescidim (Mescid-i Nebevî) ve Mescid-i Aksa...”31 sözüyle anlatılan üç kardeşten üçüncüsü: Beyt-i Makdis.Boynu bükük Beyt-i Makdis. Cemaatsizlikten inleyen Beyt-i Makdis… Beyt-i Makdis’i elimizden kaçırdığımıza üzülüyoruz. Fakat sanki şu anda onun onuruna ve gururuna riayet eden varmış da sanki Seyyidina Hazreti Ömer devrinde Müslümanların eline geçtiği durumu koruyormuş da Beyt-i Makdis’i şimdi elden kaçırıyormuşuz.

123