İçeriğe geç

فَأَخْرَجَ بِه مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقًا لَكُمْ “O yağmurla size rızık olarak çeşitli semereler çıkardı.” Evet, bununla O, sizin için çeşit çeşit semereleri yerden çıkarmıştır. Sadece bir semere değil, madde-i esasiye olarak ne kadar hayatî ihtiyaç varsa hepsini o inzâl ile ihraç etmiştir. Bütün semereleri yerden çıkarmada odak noktası ise rızıktır. O, bunu sizi rızıklandırmak için yapmıştır.

لَكُمْ sözü ile de ille-i gâiyenin bütün insanlık âlemi olduğunu anlatmaktadır.

فَلَا تَجْعَلُوا لِلهِ أَنْدَادًا hitabı ise, “Ey insanlar! Yukarıdaki fıkraları nazara alarak zinhar Allah’a eş ortak koşmayın!” anlamına gelmektedir. Yani demek istiyor ki: Senin şu gördüğün su habbelerinin yukarıya çıkması, sonra aşağıya boşalması, bununla çeşitli semerelerin yerden fışkırması, bütün bunların Allah’ın iradesiyle meydana gelmesi, sonra siz ve sizden evvelkilerin yaratılışı, asıl zerrelerinizin yaratılması... evet bütün bunlar fıtrat ve tabiatta şerik-i Bârî’ye yer olmadığını göstermektedir. Öyle ise inat etmeyin, “Allah” deyin; zira Kur’ân, size fıtratın ve tabiatın dışında bir şey söylemiyor. Buna binaen suniliği bırakın ve tekvinî emirleri doğru okuyup doğru yorumlamaya çalışın...

Kur’ân, لِلهِ lafz-ı celîliyle de şunu anlatıyor: “Sizin eş menend koştuğunuz Allah, zatında Vâhid ve Ehad’dir. Hakikatte O’ndan başka Mâbud-u Mutlak yoktur. Siz vehm ü hayalinizle ona eş ortak koşmakla salim düşünceye muaraza ediyorsunuz. O, Allah’tır ve bütün esmâ-i hüsnâsını câmi zatî ismi ile kendisini bize tanıttırmaktadır.”

447