İçeriğe geç

Başka bir hadislerinde de Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), helâl ve haramın açık ve net olduğunu, fakat bunların arasında bazı şüpheli şeyler bulunduğunu, dinî hayatını tehlikelerden uzak tutmak isteyenin bu şüpheli şeylerden kaçınması gerektiğini vurgulayacak ve kalbî hayata dikkat çekecekti.277 İhtimal, Hazreti Ömer’in arzusu, sınırlardaki mayınlar gibi hassasiyet gerektiren şüpheli şeyler hakkında da bir kısım sınırların konulması, bu konularda sarih ifadelerin bulunması ve insanların, hevalarının esiri olup onlara girmekten kurtulmaları yönündeydi.

Şayet insanlık, kanını emen bu illetten kurtulmak istiyorsa, öncelikle imanın aydınlık dünyasına uyanmalı, emir ve nehiyleriyle Yüce Yaratıcı’nın ifadelerine kulak vermelidir. Bunun akabinde yapılacak şey, bütün üniteleriyle alternatif sistemler oluşturmak, insanların uygulayageldikleri muamele sistematiğinde boşluklara meydan vermemektir. Böylelikle yeni yeni yardımlaşma ve dayanışma müesseseleri tesis edilerek, muhtaçların elinden tutulacak ve fakir-fukara, tefecilerin elinde can çekişmekten kurtarılmış olacaktır.

Netice itibarıyla zekât ve faiz iki zıt kutuptur. Zekâtta fakirin hakkı gözetilip zulmün önü alınırken, faizde zenginin daha da zengin olması yanında fakirin, yoksulluğun kollarında daha fazla perişaniyete itilmesi vardır. İşte İslâm, fakirin ezilmesine engel olduğu gibi, zengine de malından korku ve endişe duymadan istifade etme yollarını göstermektedir. Zekât müessesesinin bütün unsurlarıyla işletildiği bir cemiyette faiz ortadan kalkacak, beraberindeki olumsuzluklar bertaraf edilecek ve topluma huzur ve saadet hâkim olacaktır.

5. Toplumu Potansiyel Suçlardan Kurtarır

175