3. Zekâtın Fert Ve Topluma Kazandırdıkları
3. ZEKÂTIN FERT VE TOPLUMA KAZANDIRDIKLARI
Zekât, eda edilmesi gerekli bir fariza olmasının yanında, tatbik edildiğinde birçok problemi kendiliğinden halledecek büyük bir kuvvete sahiptir. O, bu özelliği itibarıyla hem vereni hem de alanı maddî-mânevî huzura sevk eder. Böylesi fertlerden müteşekkil bir toplum da bir huzur cemiyeti hâline gelir. Zira bu toplumda zengin, kendi üzerine düşeni yapmış, fakir de Allah’ın kendisi için takdir ettiği hakkı elde etmiştir ve böylece olması muhtemel birçok içtimaî huzursuzluğun önü alınmıştır. Zekât gibi bir sosyal dayanışmanın uygulama sahası bulamadığı cemiyetlerde karşılaşılacak hazin tablolara ise koskoca bir dünyanın acınası hâli buna en canlı misaldir!
Zekât, zengine mal ve mülkün hakiki sahibini hatırlatmakta, Allah’ın mülkünden bir tevziat (dağıtım) memuru gibi verirken, fakire yukarıdan bakma gibi yanlış mülâhazalardan zekât vereni korumaktadır. Ayrıca fakirin, zenginlerin kapısına gidip el açmasının önüne geçilmiş, fakirlik yerinde tespit edilerek ihtiyaçlar giderilmiş olmaktadır.
Böyle bir ortamda zengin, Allah’ın kendisine verdiği mülkte yine Allah’ın istediği şekilde tasarruf etme imkânına sahip olduğu için ellerini açar ve “Bana verdiğin malı, Senin istediğin yerlerde tasarruf imkânı da verdiğin için Sana hamd ederim Allahım! Zira mülk Senin olduğu gibi hamd de Sana aittir.” diyerek şükrünü Rabbine takdim eder.