Meseleye daha farklı bir açıdan baktığımızda, Allah’ın kendisine verdiği imkânlardan infak etmeyen kimse, haklarını vermemek suretiyle muhtaçlara zulmettiği gibi, vazifesini yapmadığından dolayı da kendine zulmetmiş olacaktır. Evet, Allah (celle celâluhu), zalimi sevmez. Bu durumda Allah’ın gazabını celbedici tavrı ortaya koyan bizler, kendi kendimize zulmediyoruz demektir.
“Allah, hiçbir şekilde insanlara zulmetmez, fakat insanlar kendilerine zulmetmektedirler.”251 hakikati bize bunu ifade etmektedir.
Vermemek suretiyle kendine zulmedene Allah (celle celâluhu) başkalarını musallat edecek ve onun için hayat yaşanmaz hâle gelecektir. Hadis diye meşhur olmuş bir söz bunu ne güzel ifade eder:
“Zalim, Allah’ın yeryüzündeki adaletidir; onun eliyle cezayı hak edenleri cezalandırır, sonra döner onu da cezalandırır.”252 Allah (celle celâluhu), vazifesini yapmayan zengin güruha fakiri musallat eder ve onun için cemiyeti yaşanmaz hâle getirir. Berikinin yaptığını da karşılıksız bırakmayıp, ondan da bu hareketinin hesabını sormayı ihmal etmez. Evet, Allah (celle celâluhu), imhal eder (mühlet verir) ama asla ihmal etmez; yeri ve zamanı gelince zalimin hesabını, bir daha iflah etmeyecek şekilde görüverir.
Evet, mal sevgisinden dolayı zekât vermeyip onu fakirden sakınanlar, yaptıkları bu zulüm sebebiyle maksatlarının aksiyle tokat yiyecek ve mallarını kendi başlarına belâ edeceklerdir.