Bu hadisleriyle Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) veren eli üst, alan eli de alt olarak tavsif etmiş, sevap ve fazilet bakımından veren elin alandan daha üstün olduğunu söylemiştir. İnsanın şeref ve haysiyeti açısından bunlardan biri “ulvilik” ise, diğeri “süflilik”tir. Selim tabiatları vermeye teşvik etme ve almadan uzak tutma bakımından hadisteki üslup fevkalâde beliğ ve bu üsluba esas teşkil edecek malzeme de başka ifadelerle değiştirilemeyecek şekilde yerli yerindedir.
Hadiste “Alan el şerlidir.” şeklinde bir üslup kullanılmaması da, ihtiyaç hâlinde alma durumunda kalmanın mahzursuzluğuna işaret etmektedir ki bu da Nebi beyanının inceliğine ayrıca delalet eder.
Bütün bu mânâlar mahfuz olmakla beraber, bu hadisi, “Veren el, alan elden üstündür.” şeklinde tercüme etmek de eksik olur. Zira hadiste kullanılan kelimeler, yukarıda zikredilen mânâların karşılığıdır. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) mecazi bir üslup tercih etmiştir. Onun için sadece “veren el” veya “alan el” ifadeleri, olsa olsa bu mânâlardan bir tevcih olabilir; fakat katiyen anlatılmak istenilenin bütünü değildir.
Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), bu sözleriyle âdeta bize şu tavsiyelerde bulunmaktadır: “Kendinizi daima aziz tutunuz. İstemekle, alan olmakla, dahası dilencilikle kendinizi hor ve hakir kılmayınız. Hem fert plânında hem de devlet bazında, hiçbir zaman alan el durumuna düşmeyin; her zaman veren el olma durumunu korumaya çalışın. Böylece hep üstte olur ve izzetinizi korursunuz. Şunu unutmayın ki üst daima emniyet içinde döküp saçar; alt ise endişeyle toplar, endişeyle yaşar. Siz, hâkim el olun; mahkûm el olmayın.”