“Onlara dua et; çünkü Senin duan, onlar için huzur vesilesidir.”237
Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), Cenab-ı Hakk’ın emrine imtisal etmemesi düşünülemez. Abdullah İbn Ebî Evfâ (radıyallahu anh) anlatıyor:
Birileri sadakalarını, zekâtlarını getirdiği zaman Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) o zata, ailesine dua eder, “Yâ Rabbi! Filanlara rahmetinle muamele eyle!” derdi. Babam da zekâtını getirdiğinde Allah Resûlü bizim için de dua etti:
“Allahım, Ebû Evfâ’nın ailesine merhametinle muamele eyle.”238
Birçok âyette olduğu gibi buradaki dua etme emri de, sadece Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) şahsına münhasır değildir. Bilakis bütün Müslümanları içine almaktadır. Kaldı ki sadaka ile, zekâtla başkalarının yardımına koşanlar için dua etmek, insanî hislerin ve fıtratın bir gereğidir. Hiçbir kimse, ihtiyaç içinde kıvrandığı bir sırada kendisine yardım eden ve elinden tutan biri için “Allah razı olsun” demeyi çok görmez. Belki de bu, gayriihtiyarî olarak lisanın fıtrata tercüman olmasıdır. Sadaka ve zekâtla ihtiyaçları giderilen aile, veren şahsa dua ederlerken, çoğu zaman o aileyi tanıyan kimselerin de bu dualara iştirak edecekleri unutulmamalıdır.
Sadaka ve zekâtın vesile olduğu dualardan biri de meleklerin duasıdır. Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), bu hususu, daha önce de zikrettiğimiz şu ifadeleriyle anlatmıştır:
“Her sabah gökten iki melek iner de biri, ‘Allahım, infak edene daha fazla ver.’ diye dua ederken, diğeri, ‘Allahım, malını elinde tutup başkalarıyla paylaşmayanın malını telef et.’ diye beddua eder.”239