İçeriğe geç

Aslında dünyadaki her şey insan için yaratılmıştır. O, eşyayı, İslâm’ın kendine çizdiği yol istikametinde kullanmaya memurdur. Aksi takdirde madde –hâşâ– mabud seviyesine çıkarılarak duygu, düşünce ve fiillerde sapmalar meydana gelecektir. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), bir hadislerinde bu hastalığa işaret ederek şöyle buyurmaktadır:

تَعِسَ عَبْدُ الدِّينَارِ وَالدِّرْهَمِ وَالقَطِيفَةِ وَالخَمِيصَةِ إِنْ أُعْطِيَ رَضِيَ وَإِنْ لَمْ يُعْطَ لَمْ يَرْضَ

“Altın, gümüş, kadife ve ipeğin kullarına yazıklar olsun! Bunlara nail olduklarında hoşlarına gider, sevinirler; nail olamamayı ise hazmedemezler.”244

Bu hastalığın en önemli çaresi yine zekâttır. Zira zekât, onu eda eden şahsın kalbindeki mal sevgisini ebedî âleme endeksli olarak dizayn etmekte, onu maddenin esiri olmaktan kurtarmaktadır.

Zekâtın faydaları adına buraya kadar zikrettiğimiz hususlar, ilk plânda idrak edilebilen maslahatlar olarak değerlendirilebilir. Onun burada zikredemediğimiz daha nice fayda ve maslahatları olduğu gibi, ilerleyen zamanın yorum ve tefsirleri, kim bilir daha nice hikmet ve faydalarını ortaya koyacaktır. Ayrıca maddî plânda idrak ufkumuzu aşan şeylerin yanı sıra, mânâ itibarıyla yakalayamadığımız hususların da olabileceğini hatırda tutmak gerektir.

2. Alan Açısından

Bir ibadet olarak zekâtın, verene dünyevi-uhrevi faydaları olmasının yanında, alana bakan da pek çok fayda ve hikmetleri vardır. Bunlardan bazılarını belirtmek gerekirse:

a. İhtiyaçların Esiri Olmaktan Kurtarır

143