İçeriğe geç

Üzerinde durmaya çalıştığımız bu âyet-i celilede faizle zekât karşılaştırılarak birinde bereketsizlik ve yokluğun, diğerinde ise mükâfat ve bereketin vurgulanması, zekâtın, cemiyette faizi kaldırıp bereket ekonomisini hâkim kılmada yüklendiği önemli misyona da işaret etmektedir.

2. Merhale: Bu merhalede, Yahudilerin, kendilerine yasak olduğu hâlde faiz alıp-vermeleri sebebiyle, aslında helâl olan birçok nimetten istifadeden mahrum kaldıklarını anlatan Kur’ân, aynı zamanda faizin İslâm nazarında da çirkin bir şey olduğu imasını yapıyor ve Nisâ sûresindeki bu âyetle mü’minleri nihâî hükme biraz daha hazırlıyordu:

فَبِظُلْمٍ مِنَ الَّذِينَ هَادُوا حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ طَيِّبَاتٍ أُحِلَّتْ لَهُمْ وَبِصَدِّهِمْ عَنْ سَبِيلِ اللّٰهِ كَثِيرًا ۝ وَأَخْذِهِمُ الرِّبَا وَقَدْ نُهُوا عَنْهُ وَأَكْلِهِمْ أَمْوَالَ النَّاسِ بِالْبَاطِلِ وَأَعْتَدْنَا لِلْكَافِرِينَ مِنْهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا

“Yahudilerin, zulümleri, insanları Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olmasına rağmen faiz almaları, haksız yere başkalarının mallarını yemeleri yüzündendir ki Biz, kendilerine daha önce helâl kılınan bazı temiz nimetleri haram kıldık ve içlerinden kâfir kalanlara can yakıcı bir azap hazırladık.”256

3. Merhale: Bu üçüncü merhalede Kur’ân, ilk defa olarak mü’minleri faiz yemekten açık bir şekilde menediyor ve bunu, Cahiliye Arapları’nın faiz muamelelerini hatırlatarak yapıyordu. Ama Âl-i İmran sûresindeki bu âyet henüz faizin ahiretteki feci encamından bahsetmiyor ve onu son merhaleye saklıyordu:

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَأْكُلُوا الرِّبَا أَضْعَافًا مُضَاعَفَةً وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

“Ey iman edenler! Kat kat artıp duran faizi yemeyin, Allah’tan korkun ki kurtuluşa eresiniz.”257

4. Merhale: Bu son merhalede artık yasak, daha kuvvetli ifadelerle dile getiriliyor ve Bakara sûresinin şu âyetleri, hâlâ faizle iştigal edenler için büyük tehditler ihtiva ediyordu:

161