İçeriğe geç

Para veya emtianın sadece zenginlerin elinde dolaşması, zengin sınıfı daha zengin, fakirleri de daha fakir hâle getirir. Hâlbuki Cenab-ı Allah, malı yalnız bir sınıfın faydalanması için değil, bütün insanların istifade etmesi için yaratmıştır. Eline para geçenler, bu paranın sadece kendilerine ait olmadığını, onda başkalarının da hakkı olduğunu bilecek ve malında tasarrufta bulunurken bunu gözetecektir. Evet, zekât mükellefiyeti, mal sahiplerine âdeta şunu söylemektedir: “Elindeki malın hepsi senin mülkün değil. O, bir kısmını kendin ve ehl ü iyalin için, diğer kısmını ise Allah’ın bildirdiği başka ihtiyaç sahipleri ve toplum için kullanacağın bir şeydir. Hepsini kendin için kullanmaya hakkın yoktur. Kendi hakkın olanın dışında kalanlarda sen sadece bir vasıta ve emanetçisin. Emanete hıyanet edemezsin. Onu sahibine ulaştırmakla mükellefsin. Her hak sahibine hakkını vermeden elindeki mal kirli kalır, temizlenmez.”

İşte zekât vesilesiyle orta sınıf kuvvet kazanmakta, zengin ve fakir olmak üzere iki uç noktada kalanlar arasında köprü kurulmakta ve böylece cemiyet huzur soluklar hâle gelmektedir.

3. İçtimaî Hastalıkları Yok Eder

İnsanların toplum içinde huzurlu bir atmosfer oluşturup beraberce yaşamalarına mâni olan en önemli hususlardan biri, maddeye dayalı sınıf farklılıklarının oluşmasıdır. Zenginlerin yoksulları görmezlikten geldiği bir cemiyette ihtiyaç içinde olanların kin ve nefret duygularından salim olarak zenginlere bakmaları mümkün değildir ve bu durumda toplumun fertleri arasında ciddi kavgalar zuhur edeceği kesindir. Bu kuru bir iddia değil, cihan çapında gerçekleşen sayısız tecrübelerin neticesi insanlığın idrak ettiği bir hakikattir.

153