Ayrıca bir saat tefekkürün bir sene ibadetten hayırlı olduğu soruluyor ki, bunu da aynı mülâhazaya hamledebiliriz. Tefekkür, mârifet-i ilâhiye adına, geçmiş bilgilerle şu anda müşâhede edilenlerin bir araya getirilmesinden hâsıl olan sistemli düşünme demektir. Bunu şöyle de anlayabiliriz: İnsanın, Allah (celle celâluhu) adına bir ön malumatı ve mârifeti vardır. Mü’minin bunlarla tefekkür etmesi neticesinde kalbinde yeni yeni mârifet hüzmeleri belirir. Beyin hem içe hem de dışa doğru faal hâle gelir. Bu şekilde, mârifet artar ve bir saat tefekkür, belki de bin sene ibadet seviyesine ulaşır. Nitekim İmam Rabbânî bu noktaya dikkat çekerek, “Bir ân-ı seyyâle vücûd-i enver, binlerce sene vücûd-i ebtere müreccahtır.” buyurur. Evet, O’nun mârifeti ile dolu olarak aydınlık içinde bir dakika yaşamak, binlerce sene kupkuru ve yoz bir hayat yaşamaktan hayırlıdır. İşte o bin sene hayırsız hayatta namaz kılınsa dahi, içinde mârifet-i ilâhiye adına tefekkür olan bir saat ondan çok hayırlı sayılır.
Zarfın değeri içindeki mazruftan kaynaklanır; zamana değerini veren şey de, onun içinde yapılanlardır. Bundan dolayı bazı hadislerde, ağır ve mühim şartlar altında, mesela cephede bir gün nöbet tutmanın bir sene ibadete mukabil olduğu belirtilmektedir.68 Bazen öyle şartlar olur ki, hakikaten o şartlar altında bir saat nöbet, bir milleti kurtarabilir. İşte o bir milleti kurtarma işi içinde bulunan bir saat, bin sene ibadetten hayırlıdır. Bu ve benzeri meseleleri kendi felsefeleri içinde anlamak lazımdır. Yoksa meseleyi özsüz ve kemmiyet plânında ele alıp değerlendirdiğimizde bir kısım çelişkilere takılmak kaçınılmaz olur.
66 Aclûnî, Keşfü’l-hafâ, 1/370.
67 Bkz.: Buhârî, fezâilü’l-Kur’ân 13, eymân 3, tevhid 1; Müslim, salâtü’l-müsafirin 259, 261, 262.