İnsan bazen öyle bir İhlâs okur ki, hakikaten üç değil, ihlâsla okunan bir İhlâs bile –Allah (celle celâluhu) bilir– baştan sona Kur’ân’ı okumaktan alınacak sevaba denk sevap kazandırır. Aslında, Kur’ân-ı Kerim ve hadis-i şerifler de bizi böyle okumaya teşvik eder. Kur’ân bize doğrudan doğruya Allâmü’l-guyûb olan Hazreti Allah’tan geldiğine göre biz de, Kur’ân’ı Allah’ın ve Resûl-i Ekrem’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) huzurunda okuyor gibi okumalıyız. Cibril’den alıp O’na yeniden okuyor, mukabele ediyor gibi bir neşve içinde okunan İhlâs-ı Şerif bize bir hatim sevabı kazandırabilir. Bu itibarla da her üç İhlâs okuyan insan o sevabı kazanamaz.
Evet, üç İhlâs’la hatim sevabı kazanmak için; gönlün bütün olması, için ihlâsla dolması ve Kur’ân’ın mübarek kelimelerini okurken onun hakikatinin düşünülmesi ve böylece Allah’la beraber olma ânını yani maiyyeti yakalamak gerekmektedir. Böyle okuyandır ki, o kurb-u huzurda hüsnükabul görecektir. İşte bu şekilde okunan üç İhlâs-ı Şerif’tir ki, insana bütün Kur’ân-ı Kerim’i okumuş gibi sevap kazandırır. Öyle ise mü’min, devamlı Kur’ân’ı böyle okumaya dikkat etmelidir. Çünkü o böyle bir ufku bir kere yakalarsa, bir hatim değil bin hatim etmiş gibi sevap kazanır. Bu husus, sevapta böyle olduğu gibi günahlarda da böyledir. Öyle günah vardır ki, kendisi bizatihi küfür olmamakla beraber insanı küfre götürür. Cenab-ı Hak böyle günahlara girmeden bizi muhafaza buyursun!