İçeriğe geç

Sâniyen, bugün belki yetmiş iki bin fırak-ı dâlle var. Her fırka kendi içinde çeşitli gruplara, bölümlere ayrılmış ve farklı yollar takip etmektedir. Eskiden Mutezile’nin iki mektebi varsa şimdilerde o ekolü devam ettiren, Kur’ân ve hadise dayalı içtihatlar yaptığını düşünen, mücerret aklı esas alarak kendince İslâm’ı müdafaa eden, siyer ve meğâzi kitapları yazan pek çok akılcı (rasyonalist) kimse vardır ki, bunların pek çoğu fırak-ı dâlledendir. Bazıları “Kamer’in parçalanması tabiî bir hâdiseydi. Bir gün ani’l-merkez bir hareket oldu ve bu, Allah Resûlü’nün parmağını kaldırdığı âna rastladı. Binaenaleyh parmak kaldırmakla Ay ikiye bölünmez.” “Allah Resûlü’nün parmaklarından suyun akması diye bir vak’a olamaz ve olmamıştır da.” “Bir kütük inleyemez.” diyerek mucizeleri inkâr edip tevil ve tefsire kalkışmışlardır. Yirminci asrın rasyonalistleri, tabiatın cebrî kanunları içinde bunların eş ve emsalini göremedikleri için mucizatı reddetmişlerdir. Hâlbuki onlar bilemediler ki, âdiyâtı (sıradan sebepler) vaz’ eden de Allah, harikulâde şeyleri yaratan da yine Allah’tır (celle celâluhu)…

149