İçeriğe geç

Yani “tesâvi-i tarafeyn” derken eşyanın bir yönüne olan küçük bir müdahale, âlem-i emirden olarak işe bir veche veriyor ve onu var ediyor. Evet, bu hakikati, Ehl-i Sünnet gibi anlamayanlar belki “Eşyada ne varsa hepsi O’ndan ibarettir.” demek suretiyle esasen her şeyi O’nun görünüşünden ve tezahüründen ibaret görmüş ve Monizm bilinmezine sürüklenmişlerdir. Biz ise, tezahür ve tecelli iltibasına düşmeden “Tezahür başkadır, tecelli başkadır.” diyoruz. Bu hususta Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’in anlayışı, eşyanın, Cenab-ı Hak’tan gelen tecellilerle O’na dayalı olarak var olması şeklindedir. Kudret, esmâ-i ilâhiyeye dayalı olan yaratma keyfiyeti yönlerinden birini tercih ettiği zaman, o meydana gelmektedir.

İşin hakikatini ancak Allah (celle celâluhu) bilir.

181 Bediüzzaman, İşârâtü’l-İ’câz s.160.

182 Yâsin sûresi, 36/82.

183 Ebû Dâvûd, sünnet 6, edeb 101; en-Nesâî, es-Sünenü’l-kübrâ 6/6.

184 Bkz.: Fahruddîn er-Râzî, Mefâtîhu’l-ğayb 1/109, 2/184, 6/169, 13/37, 21/31, 22/35, 40, 24/128.

249