İçeriğe geç

Görülüyor ki, insanda muhteşem bir kalem işlemiş ve hücrenin içindeki aminoasitlerde, RNA ve DNA’larda… bütün bunlarda bir kitap kadar malumat bulunmaktadır. Bu itibarla denebilir ki, binlerce defa büyütülmeden görülemeyecek hücrede ciltler dolusu malumat varmış da biz bilemiyormuşuz. Bütün bunlar insana Sahibini tanıttırmakta ve O’ndan malumat vermektedir. Belki bir gün insan, mikro ve makro âlemde, her yerde O’nun hattını ve çizgisini görecek ve O’ndan başka bir şeyi müşâhede edemeyecektir. Sonuçta da tasavvufî anlayışla لَا مَشْهُودَ إِلَّا اللّٰهُ“O’ndan başka müşâhede edilen bir şey yok.” diyecektir. Her yerde aynı dil, aynı nağme olduğundan, zıtla Allah’ı tanımak ve görmek mümkün değildir. Her yerde konuşulan O’nun dili, her şey O’nu anlatıyor. Arap şairinin dediği gibi:

عِبَارَاتُنَا شَتَّى وَحُسْنُكَ وَاحِدٌ … وَكُلٌّ اِلٰى ذَاكَ الْجَمَالِ يُشِيرُ
İbarelerimiz ayrı ayrı ise de hüsün ve güzelliğin birdir;
Hepsi de o güzelliğe işaret ediyor.

Ama tecelli ve zuhur şiddetlidir ve O, şiddetli zuhur ve tecellisinden dolayı gizlidir. Fakat dikkat etseniz, her hâdisede O’nu anlatan bir dile şahit olabilirsiniz.

Ayrıca, Allah’ın zıddı ve niddi yoktur. Geceyi gündüzle bilirsiniz. Yirmi dört saatin bir bölümüne gece, bir bölümüne de gündüz dersiniz. Ancak, bu hesap da karışıktır. Gece ne zaman başlıyor diye sorulsa, cevap, bulunulan her daireye ve zamana göre değişecektir. Bu şekilde gece ve gündüz meselesini tarife kalkarsanız, bunu bir ayda yapamazsınız. Öyleyse sizin tarifiniz doğru değildir. Kutup’ta altı ay gece altı ay gündüz olur ki, yine bildiğimiz hesap karışıyor demektir. Yani biri olmayınca biz diğerini bilemiyoruz. Soğuk olmayınca sıcağı bilemiyoruz. Dolayısıyla eşya zıtlarıyla inkişaf ediyor ve biliniyor.

240