İçeriğe geç

Evet, bir mü’min kalbi için elemin, hüznün, kederin yeri yoktur. Öyleyse dünyayı dünya yapan ukbâdır, ahirettir. Bu da meselenin bir başka yönüdür.

Meselenin diğer yönüne gelince, eğer ahirete iman olmaz ve öbür âlemde Mevlâ’nın huzurunda hesaplaşma, muhasebe duygusu bulunmazsa bu dünyada çocuklar ızdırap çekecek, mallar pâyimâl ve servetler tar u mar olacak, kimse malından ve canından emin olamayacak ve böylece dünyanın tadı tuzu da kalmayacaktır. Aksine ahirete iman duygusu, bir kalbde zuhur ettiği zaman çocuklar bile sevince gark olacak ve “Öldü ama Cennet’e gitti.” diyerek içleri huzurla dolacaktır. Ayrıca bir genç de nefsinin galeyanı, kanının tuğyanı hengâmında ancak haşre iman ve Mevlâ-i Müteâl’e hesap verme sayesinde nefsini frenleme imkânını bulacaktır.

Hâsılı, dünyayı dünya yapan ahiret inancıdır. Ahireti kazanmak ise burada Cenab-ı Hakk’ın (celle celâluhu) rızasını kazanmaya matuf ameller yapmaya bağlıdır.

194 Bkz.: Bediüzzaman, Sözler s.681 (Otuz İkinci Söz, İkinci Mevkıf, Üçüncü Maksat); Mesnevî-i Nuriye s.70 (Katrenin Zeyli).

195 Bkz.: el-Gazzâlî, İhyâu ulûmi’d-dîn 4/19; es-Sehâvî, el-Makâsıdü’l-hasene s.497; Aliyyülkârî, el-Esrâru’l-merfûa s.205.

196 En’am sûresi, 6/76.

271