İçeriğe geç

Öteler düşünülmeyip de hayat hep dünya yörüngeli yaşandığı takdirde, insan kaybettiği her ânı hatırladıkça damla damla içine elem damlayacaktır. Mesela âşıkâne kendinizi ona saldığınız bir bahar düşünün; öyle bir bahar ki ortalık çemenzâr, hayvanat koşuyor, koyun ve kuzular meliyor, şakır şakır sular akıyor; bir atmosfer ki, şairleri dile getiriyor ve onlara destanlar yazdırıyor… İliklerine kadar zevkle dolu bu havayı yaşayanın, birden gözlerinin önünde ürperten bir hazan esiveriyor. İşte o zaman bütün zevkler elemlere inkılâp edecek ve o, “Şu hazan mevsimi de nereden hortladı. Benim şu lezzetlerimin içine acı ve elem damlatmaya başladı!” deyip inleyecektir. Evet, yok olup giden zâil şeyler sevilmez. Peygamberler babası Hazreti İbrahim de (aleyhisselâm) “Batıp gidenleri sevmem.”196 sözüyle bu hakikati ifade etmiştir. Yani gurûb edenler, derde derman olamaz. Onlara gönül verilemez ve onlar âşık olmaya değmez.

269