diyerek bu durumu ifade eder. Yani samimiyetle beş vakti eda eden, Hz. Musa’nın ümmetinin kıldığı elli vakit namazın sevabını alır Allah’ın izniyle. Dolayısıyla ayrılık kemmîdir; işin aslında ve keyfiyetinde değildir. Böyle olması da gayet normaldir. Mecelle’de, fukahânın, zamanın ihtiyaçlarına cevap adına, kıyas ve istinbat yoluyla çıkarılan hükümlerin değişebileceğini ifade eden, “Ezmanın tagayyuru ile ahkâmın tagayyuru inkâr olunamaz.” ifadesi bu tedricîliğe bağlı olduğu gibi, aynı zamanda, fukahâ-i kiramın Kitap ve Sünnet’te açık olarak bulunmayan ahkâmı, Kitap ve Sünnet’ten usûlüne uygun olarak istinbatı da bu mülâhazanın farklı bir ifadesidir. İstinbat-ı ahkâm ve içtihat konuları müstakillen üzerinde durulması icap eden konulardandır. Hatırlatmakta yarar var…