İçeriğe geç

İnsan, fikri ve ruhu itibarıyla tedricî bir tekâmül göstermiştir. Dolayısıyla beşerin çocukluk devresinde, onlarla fikir ve ilim bakımından yapılan teati, olgunluk devrinde yapılan teatiden farklı olacaktır. Açık ifadesiyle, Hz. Âdem devrinde yapılan icmalî talimat, Hz. Musa devrinde kısmen tafsile dönecektir. Efendimiz devrinde ise topyekün tabakat-ı beşer çapında bir hüviyetle âlemşümul keyfiyeti haiz yeni bir “şeriat” gerekecektir ve bu gayet normaldir. Çünkü artık insanlar birbiriyle rahat görüşür ve konuşur hâle gelmişlerdir. Yeryüzünün bir tarafında meydana gelen herhangi bir olay diğer tarafına çok seri bir şekilde ulaşmaktadır ve yeryüzü âdeta bir şehir hâline gelmiştir. İşte beşerin buna açılmak üzere olduğu bir dönemde Efendimiz gönderilmiştir. Tabiî ki, teferruatta da farklılık olacaktır.

Peygamberlerin uygulamaları arasında usûlde farklılık yoktur. Teferruatta bazı farklılıkların olması da normaldir. Meselâ, Hz. Musa’nın ümmeti, o ümmetin karakteristik durumuna binaen günde elli defa Mevlâ-i Müteal’in huzuruna gelip arz-ı ubûdiyet yapma mecburiyetindeydi. O zamandaki insanların tam doğru olabilmesi için elli defa Mevlâ’nın huzuruna gelmeleri gerekiyordu. Efendimiz’de beş defa ile bu miraç gerçekleşebilmektedir ki, Süleyman Çelebi de,

“Sıdk ile beş vakit olundukça edâ, Elli vaktin ecrin eyler Hak atâ”
3