İçeriğe geç

Şimdi, mesleğimizi esasatıyla anlatmak, o yolda insanlığa yararlı olmaya çalışmak ve mesleğimizin gereği olan iman hakikatlerine hizmet etmek varken, bunu bir tarafa bırakıp, doğrudan doğruya başkalarının mesleklerini yıkmakla meşgul olmak tam bir menfi harekettir. Bu mevzuda Kur’ân-ı Kerim bizlere şöyle bir düstur verir: “Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltmeye bakın! Siz hidayette olduktan sonra başkalarının dalâleti size zarar veremez.”2

Bu âyet-i kerimeyle mü’minlere âdeta şöyle seslenilmektedir: Siz kendi yolunuza bakın. Yolunuz doğru mudur? Nazarlarınız Hakk’a müteveccih midir? Gönlünüz ihlâs neşvesiyle canlı mıdır? Evet, siz sadece ona bakın. Şayet bunlar varsa, siz Allah (celle celâluhu) nezdinde bir şey ifade edersiniz. O zaman başkalarıyla beyhude meşgul olmaya gerek yok. Başkaları ne kadar güçlü ve kuvvetli de olsa, size zarar veremezler. Siz kendinize bakın, doğru musunuz, değil misiniz? Seccadenizi yere atın. Rabbinizin huzurunda dize gelin, muhasebenizi yapın; eksiğinizi gediğinizi görmeye çalışın, karşınıza bir yanlışlık ve bir karanlık nokta çıkarsa onu gidermeye ve aydınlatmaya bakın; size sadece bu düşer. Eğer gökte sizin için hüsnükabul vazedilmiş ve Allah “Ben onları seviyorum”, Cibril, “Ben de seviyorum” demişse, sonra bütün melekler de bunu duymuş “Biz de seviyoruz.” demişlerse,3 yeryüzünde ehl-i imanın kalbinden kimse sizi silip atamayacak ve herkes sizi sevecektir. Bu bir imtihandır; imtihanı bitireceğiniz âna kadar sabrecek ve dişinizi sıkacaksınız.

Netice-i kelâm, bize, menfi yollara kat’iyen tevessül etmemek ve başkalarının tahribiyle meşgul olmamak gerekir ki, müspet hareketin ölçüsü de budur. Nefsî düşünce ve nefsaniyetimize mağlup olarak yanlış yollara sapmaktan Rabbim bizi muhafaza buyursun!

4