Biraz daha hususileştirecek olursak, bizim bir hizmet metodumuz var; bize bir yol çizilmiş, biz de bu yol içinde hizmet vermeye çalışıyoruz. Bazıları, bir grup teşkil eder, sokağa çıkar ve mitinglerle düşüncelerini seslendirir; bazıları, ehl-i gafletin ve ehl-i dalâletin yolunu kesme istikametinde gayret gösterir; bazıları da daha başka metotlar takip eder. Biz ise, “Günümüzde kalb ve kafalar iman açısından yaralanmıştır. Bu yarayı tedavi edip gönülleri umumî bir itminana ulaştıracağımız âna kadar gerçek huzur ve sükûnun sağlanamayacağına inanır ve himmetimizi iman ve itminan meselesine tevcih ederiz. Bize göre Efendimiz’in yolu da budur. Nitekim O’na emirlik ve bir grup teşkili teklif edildiği zaman “Güneş bir omzuma, ay bir omzuma konulsa ben bu davadan vazgeçmem; yani hep insanlara iman telkin ederim.”1 demiş ve bunda ısrar etmiştir. On üç sene Mekke’deki mücadelesinin arka plânında da hep bu vardır.
Evet, işte bu bizim mesleğimizdir. Biz, böyle hareket etmek mecburiyetindeyiz. Binaenaleyh, bazı hiziplerde daha candan dostlarımız olsa da partiler bizim için tâlî bir meseledir. Her şahıs beğendiğine rey verir. Fakat bunu mevzu yaparak mücadele konusu yapmaz. O, her yerde iman ve Kur’ân nurlarının dostları olabileceği mülâhazasıyla hareket eder, herkesin sempatisine fevkalâde önem verir ve başkalarını küstürmemeyi vazife bilir. Bu bizim üslubumuz, –meslek denecekse– mesleğimizdir.. ve biz, mesleğimizi çok seviyoruz.
Dipnotlar
- 1 İbn Hişâm, es-Sîratü’n-nebeviyye 2/101; et-Taberî, Târîhu’l-ümem ve’l-mülûk 1/545.